Amber Türkmen

TRT Radyo Dairesi Başkanı ve Müzik Dairesi Başkan Vekili Amber Türkmen ile çok özel bir röportaj gerçekleştirdik.

 

İşte O Röportaj!..

 

Erhan YİĞİTCAN: Amber Hanım öncelikle merhabalar… Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Radyo ve müzik sektörüyle tanışmanız nasıl oldu?

Amber TÜRKMEN: 13 ya da 14 yaşlarında evdeki radyo sayesinde bu dünyaya adım attım diyebilirim. Müziğe olan sevgim beni saatlerce radyo başında tutuyordu. O zamanlar müzik insanı olmayı hayal ederdim; radyocu da olacağımı hiç düşünmemiştim. Yıllar sonra TRT Ankara Radyosu’nda ses sanatçısı olarak göreve başladım ve programlarıma olan tutkum beni yapımcılığa sürükledi. Sanatçı olarak Radyoda çalışmalarımız devam ederken müzik programları düşünmeye başladım. Koro Dünyası, Yerle Gök Arasında isimli müzik programlarının yanı sıra TRT GAP Diyarbakır Radyosu’nda Günışığı ve Gündönümü programlarının yapımcılığını üstlendim.

 

Erhan YİĞİTCAN: 2009 ve 2011 yılları arasında TRT Ankara Radyosu Müdürlüğü görevini yürüttüğünüzü öğrendik. TRT radyolarının ilk bayan müdürü oldunuz. Bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?

Amber TÜRKMEN: Ankara Radyosu, ülkemizin radyo yayıncılığı geçmişinde özel bir yere sahip. 1940’lı yıllarda ve sonrasında program yapısı ve usta yapım yayın kadrosuyla yayıncılıkta çığır açmış. Okul hatta ev olarak yer etmiş dinleyicilerin gönlünde. Özverili, işinin ehli nice yöneticiler Ankara Radyosu’na ve radyo yayıncılığına emek vermiş. Benim Ankara Radyosu’yla tanışıklığım, bu çatı altında çalışmalarını sürdüren ülkemizin ilk acapella korosu olan “Ankara Radyosu Çoksesli Korosu”na ses sanatçısı olarak katılmakla başladı. Dinleyicilerin bu Kurumu “ev” olarak sahiplenmesi gibi ben de evime adım atıyormuşum hissini yaşadım. Sıcak, samimi,  koridorlarında yürürken toplumsal tarihimizin izlerini duyumsadığınız büyülü bir atmosfer. TRT Radyolarının ilk kadın Müdürü olarak bu büyülü mekânda göreve başlamak çok heyecan vericiydi elbette. Kadınların çalışma hayatında her kademede aktif rol üstlenmelerinin gerekli ve kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Görevde bulunduğum süre içerisinde çalışma arkadaşlarımla verimli ve ahenkli bir çalışma ortaya koyduk. Ankara Radyosu’nun yayınlarını geliştirmek sadece TRT’nin bir yayın merkezinin uygulamalarına katkı sunmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda ülkemiz radyo yayıncılığı için de teşvik edici bir yanı var. Yüzlerce radyo kanalının yayında olduğu bir medya ortamında TRT’nin radyo yayıncılığında izlediği yolun örnek teşkil ettiğini kabul etmek lazım.

 

muzrad_amber-turkmen2

 

Erhan YİĞİTCAN: Geçtiğimiz yıl TRT Radyo Dairesi Başkanlığı görevine atandınız. Göreviniz kapsamında ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz. İşinizin keyifli bulduğunuz yanları var mı?

Amber TÜRKMEN: TRT bugün 5 ulusal, 5 bölgesel ve üç yerel radyo kanalıyla yayıncılık faaliyetini başarıyla sürdürüyor. TRT radyolarının başarısının arkasında, kamu yayıncılığı sorumluluğunu taşıyan, deneyimli yapım yayın kadrosunun yanı sıra güçlü bir kurumsal örgütlenme de var.  Öncelikle, yayının kalbinden gelerek Genel Müdürlük makamını onurlandıran Sayın Şenol Göka’nın teşvik edici yaklaşımının,  çalışmalarımızda en önemli motivasyon kaynağımız olduğunu belirtmek isterim.

Programların planlama ve koordinasyonundan sorumlu Radyo Dairesi Başkanlığı olarak Radyo programlarının TRT Genel Yayın Planı ve ilkelerine, yayıncılık gereklerine uygun şekilde yapılabilmesi, aksaksız, kaliteli, sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için gerekli tedbirleri almaktayız. Planlama çalışmalarının yanı sıra Kurumumuzda faaliyet gösteren diğer Başkanlıklarla işbirliği içerisinde çeşitli eğitim ve tanıtım faaliyetlerinin düzenlenmesi sürecinde aktif rol üstlenmekteyiz. 6 Mayıs’ta İstanbul’da düzenlediğimiz “Radyo Günleri Etkinlikleri” örneğin. Dünyanın saygın kamu yayın kurumlarının da katılım sağladığı etkinliklerde radyo yayıncıları mesleki bilgi ve deneyimlerini paylaşma fırsatı buldu, kendi ülkelerine bizim cam stüdyolarımızdan seslendiler. Öte taraftan radyonun görünür kılındığı bir ortam oluşturmamız dinleyicilerin de ilgisini çekti. Dinleyiciler, radyo stüdyosunun neye benzediğini,  yayıncılığın nasıl bir uğraş olduğunu birebir deneyimlediler. Radyo Dairesi Başkanlığı olarak, radyoların yıllık yapım yayın düzenlerini belirlemenin yanı sıra toplumumuzun radyoya olan ilgisini ve sevgisini pekiştirecek her türlü çalışmaya açığız.

Radyo dünyasının içerisinde olup da işini keyifle yapmayan var mıdır bilemiyorum. Öylesine güçlü bir mecra ki radyo, antenden çıkan ses milyonlara ulaşıyor anında. Üretilen hizmetin doğrudan alıcısına ulaşıp etkilediği kaç meslek dalı sayabiliriz ki? Tabii sorumluluk da büyük. Kamu yayıncılığının ilke ve esaslarını, sunum ve içerik kalitesini gözetmek zorundasınız.

 

Erhan YİĞİTCAN: TRT Kent Radyoları müzikseverlerin oldukça ilgisini çekti. İlerleyen günlerde proje kapsamında diğer illerimizde de kent radyoları olacak mı?

Amber TÜRKMEN: TRT Kent Radyoları sadece müzikseverlerin değil kentlere özel söz içeriğiyle geniş bir dinleyici kesiminin oldukça ilgisini çekti. Metropollerde gündemi meşgul eden konular, sorunlar ve çözüm önerileri kamu kurum ve kuruluşlarıyla, sivil toplum örgütleriyle işbirliği içerisinde mikrofona taşınıyor Kent Radyolarında. Kent ekonomisinden kültür sanat etkinliklerine, hayatın her alanından birçok farklı konu ele alınıyor.  Söz unsurunun yanı sıra özenle seçilmiş müzik eserleriyle, kentle özdeşleşmiş profesyonel ya da amatör müzisyenlerle geleneksel ve çağdaş müziğin güzel örnekleri sunuluyor. Kendini sürekli yenileyen, dinamik bir yayın akışı söz konusu. Dileğimiz üç metropolde yayına başlayan Kent Radyolarını diğer metropollerde de hayata geçirmek tabii. Kentlerin dinamiklerini analiz ederek, verici dağılımını en akılcı biçimde yöneterek uygulamayı yaygınlaştırmak istiyoruz.

 

Erhan YİĞİTCAN: Radyo sektörüyle alakalı olarak bu alanda çalışmak isteyen genç arkadaşlarımıza tavsiyeleriniz nelerdir?

Amber TÜRKMEN: İyi bir radyo yayıncısı olmak için iyi bir radyo dinleyicisi olmak, hayatı ve insanı iyi tanımak gerektiğini düşünüyorum. Radyo sadece bir müzik kutusu değil. Program içeriklerini, program yapımcısının birikimi belirliyor bir bakıma. Ne kadar donanımlı olursanız program kalitesi de o denli artıyor. Tarihini, kültürünü bilmek, gündemi takip etmek ve müzik bilgisine sahip olmak çok önemli. Bir de tabii elinizdeki tek malzeme ses radyo yayıncılığında. Sesin olanaklarından yararlanarak dinleyicide görsellik etkisi yaratabilmeniz lazım. Sunumundan içeriğine, yapım özelliklerine kadar bir bütün olarak düşündüğümüzde yayının etkisi, yapımcının tüm unsurları ne derece etkin ve estetik kullandığına bağlı. Ne istediğini bilip hedefe odaklandıktan ve kendini hazırladıktan sonra başarılamayacak iş yok.

 

muzrad_amber-turkmen3

 

Erhan YİĞİTCAN: Bir gün içinde genellikle neler yapıyorsunuz? İşinizi ve aynı zamanda sosyal medya hesaplarınızı yönetiyorsunuz? Bu sizin için zor oluyor mu?

Amber TÜRKMEN: Oldukça yoğun çalışıyorum.  Yayıncılık son derece dinamik bir sektör çünkü. Bir yaşama biçimi. Sosyal hayatınızda da konu ve olaylara bakış açınızı etkiliyor. Aileniz, çevreniz, yaşadıklarınız, tanık olduğunuz her şey yeni fikirler için ilham kaynağı olabiliyor. Yoğun iş temposunda sosyal medya kullanımı işleri kolaylaştırıyor aksine. İnteraktif bir süreç yaşıyoruz, bunu gözardı edemeyiz.

 

Erhan YİĞİTCAN: Bu sorumuz biraz farklı. Nasıl bir öğrenciydiniz? Arkadaşlarınız sizi nasıl tanımlardı?

Amber TÜRKMEN: Çalışkan bir öğrenci olduğumu söyleyebilirim. “Yüksek Onur Derecesi” ile mezun oldum. Çalışmanın ve üstlenilen işi gönülden yapmanın hayatta mutluluk getireceğine inanıyorum.

 

Erhan YİĞİTCAN: Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Son olarak sitemiz Müzrad ile ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Amber TÜRKMEN: Radyo, müzik, etkinlik haberleri, röportajlar, iş ilanları… Heyecanınız, web sitenize de yansımış. Dinamik ve çok renkli… Yayıncı olmak için yola çıkanlar ve meslek profesyonelleri için yararlı olacağını düşünüyorum.