Analitik Strateji ve Radyo Yönetimi

 

Deneyimli radyo programcısı İlkim Kocamaz, ‘analitik strateji ve radyo yönetimi’ başlıklı yeni yazısında büyük verilerin hayatımızdaki yerinden bahsederek radyo reytinglerinin analizlerine değindi!

 

İşte İlkim Kocamaz’ın Yeni Yazısı!

 

Dünyada geleceği şekillendiren büyük veri projeleri ve yatırımları, ülkemizde de yavaş yavaş şirketlerin süreçlerinde kullanılmaya başlanıyor. Büyük veri (Big data) dediğimiz kavram, aslında yeni değil. Ama teknolojinin gelişimi ve internetin günlük hayatta daha çok yer kaplaması ile oluşan verilerin yoğunlaşması; bunların çözümlenmesini ve şirketlerin hedef kitlelerine yönelik faaliyetlerini yeniden düzenlemesini kaçınılmaz hale getirdi. Rekabette önemli bir avantaj sağladığı için Big Data, bugün bir sektör halini almış durumda. İnternette, sosyal medyada yaptığınız her hareketle bıraktığınız izler, sizi tanıyıp analiz etmek isteyenler için bir bilgi deposunu oluşturuyor. Bu inanılmaz kaynak, geleceğin liderlerini belirleyecek. Çin Endüstri ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı, büyük veri endüstrisi için hedeflediği 2020 planında %30 sektörel büyüme öngörüyor ve Çin’in büyük veri endüstrisinden elde ettiği geliri yaklaşık 1,5 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Dünyanın lider şirketleri de bu duruma kayıtsız değil: Apple’ın büyük veri merkezinin Çin’de devam eden inşaatı 2020’de bitecek ve sistem hayata geçecek. Radyoların bu gelişmelerin tamamen dışında kalmasını açıkçası aklım almıyor.

 

Bildiğiniz gibi RIAK ve Nielsen işbirliği ile sisteme dahil olan radyoların reytinglerinin ölçüldüğü bir reyting araştırması yapılıyor. Aylık olarak yayınlanan ölçümler ile radyolara radyo dinleme alışkanlıklarına dair ayrıntılı bir rapor sunuluyor. Radyo zaten artık radyo cihazlarından dinlenilen bir yayın organı olmaktan uzak. Dinleyiciler radyoyu çoğunlukla online, mobil ve trafik ekseninde dinliyor. Radyo gruplarının kendi dijital platformları ya da mobil uygulamaları var. Fizy ya da YouTube gibi ek platformlar da mevcut. Mevcut araştırmada online anlık dinleyici sayısı, mobilden bağlanan dinleyici sayısı, dijital platformdan ya da dış platformlardan gelen sayısı gibi çağın gerektirdiği veriler eksik kalıyor. Ancak unutmamak gerekir ki, burada bir yatırım söz konusu. Radyoların zaman içinde küçülen reklam pastasını büyütmek için bir çaba ortaya konuyor. “Bu araştırma belli radyo gruplarının tekelinde” şeklinde yaklaşımlar, süreçlerinizi geliştirmenin önünde engel oluşturur. Çünkü bu tip yaklaşımlar veri değil, yorumdur. Araştırmalar veriler üzerinden değerlendirilir, duyumlar ya da duygular üzerinden değil. “Bazı radyocular şöyle dedi, bazı kulislerde şu konuşuluyor” diye habercilik yaptığına inanan mecralarda, analiz adı altında sunulan subjektif yorumlar, veri analizinden oldukça uzak… Piyasa araştırmaları ve Reklamcılık mezunuyum, araştırmaların bu şekilde değerlendirildiğine ilk kez tanık oluyorum! Elimizde tek bir araştırma raporu var ve bu konuda araştırma şirketlerine gidip özel bir araştırma yaptırmadığınız sürece bu verileri değerlendirmek, analitik bir strateji geliştirmek durumundasınız. Yapamıyorsanız, eksik bulduğunuz kısımlarda kendi çabalarınızla süreçlerinizi yönetmeniz en güzeli… Bu noktada, “Dijitalde de varız” diyen radyoların birçoğunun, dijitalden gelen verileri okuyup yorumlamak kısmında neler yaptığını merak ediyorum mesela.. Ya da zengin görünsün diye sahte takipçi ve etkileşimlerle şişirilen sosyal medya hesaplarında nasıl bir data analizi yapılabileceğini…

 

Gerçekten ‘dinleyici odaklı’mısınız?’ O zaman onları çözümlemeden, sizin sunduklarınızla yetinmelerini, öylece oturup dinlemelerini beklemeyin. Dinleyicileri sürece dahil etmeden aralarına karışamazsınız. Sunduğunuz müziğin, haberlerin, programların hem birbiri ile tutarlı ve sabit olması, hem de onların işine yaraması gerekir. Hayatlarına ve duygularına dokunmadığınız insanlardan sadakat beklemek doğru olmaz. Radyo yönetimi anlayışında; Yılların Lovemark olmuş radyoları ile rekabet gerektiren radyo sektöründe, reyting ölçümlerini, teknolojiyi, geleneksel ve dijital pazarlamayı sadece “formalite bir algı yönetimi” olarak değerlendirenler, geleceğin kaybedenleri olacak.

 

Bu yazıları, geleceğin radyocuları için kaleme aldığımı geçen yazımda da belirtmiştim. “Kodlamayı öğrenin, iyi birer girişimci olun” demiyorum ama dünyanın nereye gittiğine dair bir fikriniz olursa her alanında innovasyon gereken sektörümüzde geçireceğiniz yıllar da uzun olacaktır. Geçenlerde kaybettiğimiz efsane fizikçi Stephen Hawking‘in dediği gibi: “Ayaklarınıza değil, gökyüzüne bakın!”