Banu Karakuş

TRT FM’in başarılı radyo programcısı Banu Karakuş ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik ve çok özel yanıtlar aldık.

 

İşte O Röportaj!..

 

Erhan YİĞİTCAN: 1 – Banu Hanım öncelikle merhabalar… Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Radyo sektörüyle tanışmanız nasıl oldu?

Banu KARAKUŞ: Sevgili Erhan Bey ve Değerli Müzrad Ekibi, öncelikle çok gecikmiş merhabam için hoşgörünüzü rica ediyorum. Ne yazık ki, devasa bir yoğunluk zamanıma denk geldi incelikli röportaj teklifiniz.

Gelelim sorunuzun yanıtına:

Doğma büyüme İstanbulluyum.
Üsküdar’da doğmamdan mıdır bilinmez ama tam bir Kız Kulesi sevdalısıyım.
Radyoculuk serüvenim ise pek tesadüfi doğrusu.

“Ben Banu Karakuş!” diyerek başladı herşey!
90’lı yılların ortasında, güzel Korukent’in yeşillikleri arasında yeralan görkemli bir TV Stüdyosunda!
Ülkenin ilk iki özel müzik kanalından biri olan “Genç TV”ydi orası; gittim ve “ben VJ değil belgeselci olmak istiyorum!” dedim…
Seray Sever’ler, ÖzlemYıldız’lar, Melike Öcalan’lar, Hande Kazanova’lar…özetle tüm güzel ve yetenekli kızlar o yıllarda orda!
Ömer Karacan’lar, Faris Kaki’ler, Bige Daruga’lar ve daha nice önemli isimler de, idari kadroda!
-“Yanlış geldiniz o zaman; burası müzik kanalı!” dediler.
-“Ne güzel, bende konservatuvarda tiyatro okudum, şimdi hukuk öğrencisiyim!” dedim.
-“Yani?!” dediler…”bir alâkası yok işte!” dedim :
” hem oyuncu, hem hukukçu, hem belgeselci olsam; yedi bölge yedi iklim gezip: “müziğin tiyatro hukukunun belgeselini yapsam fena mı olur!” diye ekledim…
Güldüler..haklıydılar…olmadı tabi!
Bence de çok saçmaydı zaten…

Fakat yine de,
Hafta içi beş gün :
“Dünya Döndükçe Banu Gezdikçe” adlı absürd müzikli belgesel programım ile hafta sonları dört tekrarı olan “Bizim 10” adlı, sokakta çekilen ilk interaktif müzik liste programımı, 3 yıl boyunca kesintisiz yayınladılar.
Kendilerine daima müteşekkirim, iyi ki bana güvenmişler.

Sonrası malûm 8-9 yıl kadar çeşitli özel kanallarda, kültür-sanat-aktüalite programları ile bir kaç tematik TV kanalında Program Müdürlüğü yaptım…

Taa ki, üzerinde doğum günümüzün aynı olduğunu gördüğüm TRT İstanbul Radyoevinin kapısından içeri girene kadar! Programcı bir dostumuza konuk olmak için girdiğim o kapı, benim için adeta yepyeni bir dünyaya da açılmış oldu. Ses oluruydu, program formatıydı derken…o haftanın sonunda: “Bir Pazar Hatırası” doğmuştu. O günden bugüne dek, üzerimde çok büyük emek ve desteği olan TRT Radyoları Aileme bir kez daha minnetlerimi iletmek isterim.

 

Erhan YİĞİTCAN: Peki, bir radyocu gözüyle radyo nedir? Radyoları sadece müzik kutusu olarak değerlendirmek doğru mudur?

Banu KARAKUŞ: Öncelikle çok net söylemeliyim ki; ben kendimi henüz bir radyocu olarak görmüyorum. Radyocu olmak, öyle 5-6 sene mikrofon başında oturmakla olmuyormuş çünkü… Bu çok fazla emek ve teknik alt yapı gerektiren bir iş! Ben sadece son derece keyif alarak; kendi evim gibi gördüğüm TRT İstanbul Radyoevimizde: sahne ile müzik dünyamızın en sevilen isimlerini, Radyomuz ve dinleyicilerimiz adına ağırlıyorum, o kadar.

Tek bilebildiğim:
“Radyo bir büyülü ses makinesidir ki, ses sizi ister müzikle isterse bir iki cümlenizle içine alıverir!…İşte o andan sonra kontrol, artık sizin elinizde değildir. Siz gidersiniz, ses: sonsuza dek gök kubbede asılı kalıverir!”

 

Erhan YİĞİTCAN: Cumartesi gününü iple çektiğinizi tahmin ediyorum çünkü TRT FM’de “Bir Cumartesi Hatırası” programınızla radyoseverlere hoş bir hatıra bırakıyorsunuz. Programınızın içeriği nedir, ilk kez dinleyen biri yayında neler bulabilir?

Banu KARAKUŞ: “Hoş bir hatıra bırakabilmek”, işte bütün mesele bu!

İlk kez:
“Bir Pazar Hatırası”ndasınız, gülümseyin… diye başlamıştık söze!
Her pazar sabahı 09.00-11.00 arası, konuklarımızın dahi stüdyoda uyandıkları samimi bir sohbetti yaptığımız. Özlediğimiz şarkılar da cabasıydı…
İlk konuklarım :
Rahmetli Aykut Oray, Esin Afşar, Erol Günaydın ve Müşfik Kenter Hocamdı…
Sizce de, o günlerden bugünlere yeterince hoş bir hatıra bırakmadık mı?!

Yıllar içinde bu keyifli yolculuk:
Pazar günleri 11.00-13.00’tü, 13.00-15.00 arasıydı derken, “Bir Cumartesi Hatırası” olarak cumartesi gecelerine yol aldı.
Şimdilerde Cumartesi geceleri : 21.00-23.00 arasında buluşuyoruz TRT FM’de.
Yazarımız da geliyor, müzisyenimiz de, tiyatrocumuz da…
Tek yaptığımız onları kendi evlerindeymiş gibi ağırlamak ve ancak evlerindeki samimiyetle anlatabileceklerini paylaşabilmek Radyoseverlerimizle…
Tabi bu da, ilkleri duyabilmemizi sağlıyor bize!
Güle eğlene yol alıyoruz müzikle…

 

Banu Karakuş | Bir Cumartesi Hatırası

 

Erhan YİĞİTCAN: Radyoda program yaparken ve sosyal medyada paylaşmış olduğunuz videolarda karşı tarafa geçen neşeli bir tavrınız mevcut, özel hayatınızda da bu derece neşeli misiniz?

Banu KARAKUŞ: Gülmek ve gülümsetmek o kadar pahalı ve zor ki günümüzde… Bir anlık dahi olsa gülümsemeye sebep oluşturabilmek, benim için en kıymetli hediye! O yüzden her nerede olursam olayım ya da her ne yapıyorsam yapayım (eleştirilmek pahasına hem de!) asla gülümsemeyi eksik etmiyorum yüzümde! Konuklarım da sağolsunlar; hiç yalnız bırakmıyorlar beni bu gülümseme işinde. Hayat çok kısa çünkü…

 

Erhan YİĞİTCAN: Bu sorumuz biraz farklı… Hayalinizde ki işi yapıyor musunuz? Bu konuyla ilgili biraz bilgi verir misiniz?

Banu KARAKUŞ: Bugüne dek neyi hayal ettiysem,o hayalin peşini hiç bırakmadım. Şükür ki, yüce Yaradan da hayal ettiklerimden yana beni hiç eksik bırakmadı. “Bugün ne yapıyorsam, dün yapmayı hayal ettiğim şeydi” diyebilirim.

 

muzrad_banu-karakus4

 

Erhan YİĞİTCAN: Müzik sektörünü ne sıklıkla takip ediyorsunuz? Dinlemekten zevk aldığınız sanatçılar hangileridir, hangi müzik türünden hoşlanıyorsunuz?

Banu KARAKUŞ: Radyoda program yapınca, müzik sektörünü takip etmek de bir nevi mecburiyet oluyor aslında. Mecburiyetten takip ettiğiniz bir şeyden de çok fazla tat alamıyorsunuz doğal olarak. Ben, takip edilesi şeylerin zaten önümüze çıktığını düşünenlerdenim. Önünüze öyle zamanlarda, öyle eserler ve isimler çıkıyor ki, siz zaten onları seve seve takip ediyorsunuz ve şüphesiz ki, benim de dinlemekten vazgeçemediklerim var.

Ülkemiz sanatçılarından:
Masalsı İlhan İrem, Deha Barış Manço, Yüksek Söz Mühendisi Sezen Aksu, Yıldız Işıltısı Tarkan, Süper Star Ajda Pekkan ve bu liste öyle uzar ki…
Aşık Veysel’in hümanizması, Neşet Ertaş’ın devasa gönlü, Cahit Berkay’ın konuşan notaları, Rahman Altın’ın mucizevi çok sesliliği, Münir Nurettin’in İstanbul iklimi, Zeki Müren’in pür-ü pak dili, Müslüm Gürses’in yumuşacık Rock söyleyen hali!
Kimi söylesem, her türlü eksik kalır bu liste…

Yüreğimize ulaşan her kalıcı ses ve beste alkışa değer bence.

 

Erhan YİĞİTCAN: Peki, radyo dışında gündelik hayatınızda neler yaparsınız,yaptığınız başka işler var mı? Hobileriniz nelerdir?

Banu KARAKUŞ: O kadar uzun uzun anlattım ki herşeyi ama asıl bu sorunun yanıtı, okuyucumuza fenalık geçirtebilir diye uzatmayacağım, söz! 🙂 Oyunculuk, seslendirmenlik , akademisyenlik, danışmanlık, hukukçuluk, sosyal sorumluluk projesi organizasyonları, köşe yazarlığı, kültür müdürlüğü, TV programcılığı ve TV idareciliği, vs.vs. (simitçi, kahveci, gazozcu gibi oldu biraz 🙂 )
İşler, güçler işte… Kafa karıştıran bir tempoda hayatım.
Hobi deyince, tüm coğrafyaları ve kültürleri tanımak için sonsuza dek gezebilirim…

 

Banu Karakuş

 

Erhan YİĞİTCAN: Sosyal paylaşım sitelerini ne sıklıkla takip ediyorsunuz? En sık takip ettiğiniz sosyal medya platformu hangisi?

Banu KARAKUŞ: Müzrad’ı soruyorsanız, hiç şaşmam merakla sizi takipteyim! İtiraf etmeliyim ki, daha çok haber sitelerini takip ettiğim için Twitter bana göre halâ çok konforlu bir mecra… Keyifli de üstelik. Facebook’a ise daha bir kaç ay önce dahil oldum ve eski kafa çekincelerim var doğrusu. Bıraksanız kütüphane kütüphane dolaşır, inadına ansiklopedi okuyabilirim ben..
WhatssApp’ta bile giriş – gelişme – sonuç kuralına uyuyorum yazarken… Bu konuda biraz takınaklıyım galiba.

 

Erhan YİĞİTCAN: Röportaj için teşekkür ederiz… Son olarak Müzrad ile ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyim?

Banu KARAKUŞ: Müzrad, benim için tam bir “müzik dünyası bilgilendirme servisi!” 24 saat açık ve tam teşekküllü bir servis.
Kısacası sıkı bir cankurtaran sektör için…Çünkü müzik ve radyo sektörü, o denli hızlı bir devinim içinde ki, bilgileri güncellemeye ömrümüz yetmez! İyi ki varsınınız, bizi bizimle buluşturmanız çok keyifli.

Bu özenli ve samimi sorularınız için teşekkür ederim. Karşılıklı konuşuyormuşuz gibi hissettirdiniz.
Umutla ve ışıkla…

Banu Karakuş