Duru Kurt

Geçtiğimiz aylarda ‘Paparazzi’ çalışmasını yayınlayan ve geleceğe yönelik bir yolculuk yapmak istediğini belirten Duru Kurt, konuğumuz oldu!

 

İşte O Röportaj!..

 

Erhan YİĞİTCAN: Merhaba Duru Hanım… Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Müzikal kariyeriniz nasıl başladı?

Duru KURT: Merhabalar.. Lise yıllarından beri kendi kendime aklımdan şarkılar yapıyordum. Sonradan DAW yazılımlarına aşina olmaya başladıktan sonra şarkılarımı aranje etmeye başladım. Şu anda müziklerimin üretimi kendime ait…

 

Erhan YİĞİTCAN: Geçtiğimiz günlerde ikinci single çalışmanız olan ‘Paparazzi’yi yayınladınız. Bu çalışma nasıl ortaya çıktı ve kariyerinize single çalışmaları katarak mı ilerlemeyi düşünüyorsunuz?

Duru KURT: ‘Paparazzi’ zaten aklımda olan bir şarkıydı. Vokal kaydını ve düzenlemesini yapıp bir ürün haline getirdim. Aslında daha çok single çalışmaları ile ilerlemeyi düşünüyorum. Çünkü bu çağda albüm yapmaktan çok daha uygun oluyor. Belki ilerde gelenek olduğu için bir albümüm olsun isterim. Albüm için 2-3 yılımı ayırmam gerekir ama bir single çalışması için 3-4 ay yeterli. Albüm çalışmalarında biliyorsunuz ‘albumun en iyi şarkısı’ üzerinden ilerleniyor ve tüm konsept o şarkı üzerinden belirleniyor…

Artık dijital müzik platformları albümlerde tek bir şarkının satın alınmasına ve dinlenmesine izin verdiği için diğer şarkılar sanki ziyan oluyormuş gibime geliyor. Belki önceden müzik teknolojilerine ulaşmak çok zor ve pahalı iken albüm yapmak daha ekonomik oluyor olabilirdi ama bugün için olsa güzel olur tabi ama çok da gerek yok bence…

 

Erhan YİĞİTCAN: ‘Paparazzi’nin klibinde ki animasyon tekniği dikkatimizi çekti. Animasyon ve illüstratör (çizim) tekniklerine ilgi duyuyor musunuz? Bu klipte animasyondan ziyade siz olsaydınız ne gibi bir çekim olurdu, ne gibi sahneler olurdu?

Duru KURT: Evet, ‘Paparazzi’ klibi animasyon olsun istedim çünkü animasyon ve illustrasyon gibi yaratıcı çalışmalar çok hoşuma gidiyor. Hem daha ekonomik oluyor. Klipte benim animasyon karakterim var 🙂 Gerçek video çekimleri ile bir müzik klibi olsaydı yine senaryo aynı olurdu ama çok büyük bütçeli bir iş olurdu gerçekten…

 

Erhan YİĞİTCAN: Size göre sanatçı ile şarkıcı arasında ne gibi farklar var? Siz kendinizi hangi kefede değerlendiriyorsunuz?

Duru KURT: Bence hangi alanda olduğu fark etmez, önceden yapılmış bir ürün ile arasında en az yüzde 70 fark olan bir ürün ortaya koyan bir insan sanatçıdır. Ya da yine farklı bir performans sergileyen insan sanatçıdır. Şarkıcı da kendi şarkıları varsa ya da başkasının şarkısına farklı bir yorum katıyorsa sanatçıdır. Gerçi bu konuda sınırları olan bir insan değilim. Benim için kendi mixlerini yapan DJ’ler, kendi esprilerini yapan radyo programcıları, yaratıcı fotoğraf sanatçıları, hatta kendilerine özgü tarzları olan YouTuberlar’da sanatçıdır.

Ben şarkı da söylerim ama asıl uzmanlaşmak ve zaman geçirmek istediğim alan müzik yapımcılığı… Kataloğum genişlesin istiyorum.

 

 

Erhan YİĞİTCAN: Bir şarkıyı ne gibi ögeler ön plana çıkartır? İstemsizce dilimize dolanan şarkılar hafızamıza nasıl yer eder?

Duru KURT: Öncelikle, şarkıyı söyleyen insanın popüler birisi olması o şarkıyı öne çıkarır 🙂

Bunun dışında, şarkının tabi ki endüstri standartlarında olması, toplumun çoğunluk kısmına hitap ediyor olması, sosyal medya ve diğer mecralarda çok paylaşılması, sözlerinin, melodisinin, isminin akılda kalıcı olması da önemli…

 

Erhan YİĞİTCAN: Biraz da farklı konulara yönelelim… Okul hayatınız nasıl geçti? Nasıl bir öğrenciydiniz? Arkadaşlarınız sizi nasıl tanımlardı?

Duru KURT: Liseye doğduğum yer olan Bandırma’da gittim. Üniversitede İngiltere’deydim. Lisans eğitimim işletme üzerineydi. Master kursum LSE’de işletme, psikoloji, biraz da sosyolojiyi kapsayan organizasyonel davranışlar alanındaydı.

Hepsi çok eğlenceliydi. Özellikle yurtdışı eğitimi bana çok şey kattı. Arkadaşlarımın beni pek çalışkan biri olarak tanımlayacağını zannetmiyorum 🙂 Ezberlemeyi hiç sevmesemde öğrenmeyi, özellikle kendi kendime birşeyler öğrenmeyi çok severim.

Grup çalışmalarında her zaman çok araştırmacı, yapacağını yapamayacağını önceden söyleyen, sosyal ilişkilere değer veren, katılımcı ve organize bir insandım.

 

Erhan YİĞİTCAN: Peki, zaman makinesi olsa geçmişe mi yoksa geleceğe mi gitmek isterdiniz? Sebebiyle birlikte açıklar mısınız?

Duru KURT: Öyle bir imkanım olsaydı, şöyle bir 50 sene sonraya girmeyi isterdim. Neler olmuş neler değişmiş bakıp analiz ederdim. Sonra geri dönüp ona göre planlarımda değiştirilmesi gereken bir şey var mı kontrol ederdim 🙂

 

Erhan YİĞİTCAN: İnternet ve sosyal medya çağımızın bir gereksinimi oldu diyebiliriz. Sosyal medya uygulamalarına ne kadar vakit ayırıyorsunuz? En çok hangi uygulamayı kullanıyorsunuz?

Duru KURT: Evet tüm sosyal medya platformlarında hesabım var. Haftada 2-3 kere filan paylaşım yapıyorum. Benim için süreklilik ve içeriğin kalitesi daha önemli çünkü… Şu sıralar en çok Instagram’ı kullanıyorum. Facebook’u pek sevmiyorum 🙂

 

 

Erhan YİĞİTCAN: Röportaj için teşekkür ederiz… Son olarak platformumuz Müzrad ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Duru KURT: Müzrad’ı sosyal medyadan takip ediyorum. Artık her platform ayrı telden çalıyor ki bu iyi bir şey bence. Mesela, isim vermeyim, bir müzik dinleme platformunun hit listeleri bambaşkayken, diğerininki bambaşka. Müzrad’dan gelen haberleri de okuyorum. Ben zaten müzik haberlerini ve röportajları okumayı çok severim ve yeni isimlere platformda yer ayırmanız gerçekten çok hoş…