İlkim Kocamaz

Kariyerinde sağladığı başarılarla adından söz ettiren ve şu anda CRI Türk FM’de Müzik Direktörlüğü görevini yürüten İlkim Kocamaz ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik!

 

İşte O Röportaj!..

 

Erhan YİĞİTCAN: Merhaba İlkim Hanım… Radyo kariyerinize Joy FM’de başladınız. Göreviniz kapsamında ne gibi çalışmalar yaptınız? Sektöre adım attığınız ilk günü hatırlıyor musunuz?

İlkim KOCAMAZ: Ortaokul yıllarımdan beri, yani özel radyoculuğun başlangıcından itibaren bende hep radyo sevgisi vardı. Ama radyoda bir kariyer düşünmemiştim. Hafta sonları için başladığım yayıncılıkta, hayatımın yarısı kadar zamanı doldurdum. Bunun yarısı zaten mikrofonu ilk açtığım Joy FM’de geçti. Önce yayıncılık, derken yayın yönetmenliği… Slow müziği Türkiye’ye sevdiren bir marka haline geldiği dönemde, bizlere aşina gelen Yunanca, Arapça gibi yakın dillerde Akdeniz’in duygu dolu şarkılarını, Türkçe’ye adapte edilen şarkıların orijinallerini akışa ekleyerek klasik Joy FM soundunu, bizlere daha yakın ve sıcak gelen bir formata taşıdım. O dönemin reytingleri, dinleyicilerin bu değişikliği memnuniyetle karşıladığını gösteriyordu. Yerel bir radyo olmasına rağmen, Türkiye sıralamasında en çok dinlenen üçüncü, İstanbul sıralamasında ise ikinci yabancı müzik istasyonuydu.

 

Erhan YİĞİTCAN: Koton markasına ait mağaza içi yayın yapan Koton Radyo’yu kurdunuz… Peki, Koton Radyo nasıl ortaya çıktı? Bu size ait bir fikir miydi? Bir mağaza radyosu yöneticisi olarak müzik seçimlerini nasıl belirliyordunuz?

İlkim KOCAMAZ: Koton Radyo, bana proje olarak, Koton yönetim kurulu başkanı Sn. Yılmaz Yılmaz’dan geldi. Fikir tamamen ona ve proje ekibine aitti. Ben onların, mağaza içinde samimi bir atmosfer yaratacak, çalışanlarına arkadaşlık edecek, promosyonların da duyurulabileceği bir radyo hayalini hayata geçirmek için oradaydım. Beş yılda, halen başka hiçbir markada olmayan bir sistem meydana getirdik. Koton’un, karasal radyolardaki gibi canlı yayınların yapıldığı bir stüdyosu ve yayıncıları dışında; faaliyette olduğu hemen her ülkede, o ülkenin dilinde yayın yapan, birbirinden farklı akışlara sahip kapalı devre bir radyo sistemi var. Böyle innovatif bir oluşumda yer almak, iyi bir deneyimdi. Müzik konusuna gelirsek, mağazanın genel hedef kitlesine uygun, insanların alışveriş yaparken modunu yüksek tutan, günün ve geçmişin en hit yabancı şarkılarıyla Hot AC formatında bir yayın yapıyorduk.

 

Erhan YİĞİTCAN: Mesleki kariyerinize Pal FM’de devam ettiniz… Pal FM’de ki programınızın içeriği neydi? Yayın esnasında unutamadığınız bir anınız var mı? Varsa paylaşır mısınız?

İlkim KOCAMAZ: Pal FM’de, radyonun yayın tarzına da uyan, eğlenceli, bol magazinli, aktüel bir program hazırlıyordum. Dünyada olan biteni kadın gözüyle, esprili bir dille aktardığım, keyifle yaptığım bir programdı. Yıllarca yabancı müzik yayını yapan biri olarak, Türk sanatçılarla çok iç içe sayılmam. Ama Joy FM’de bir yayınımda kendisinin okuduğu bir plaktan bahsettikten sonra Ajda Pekkan’ın beni araması yayıncılık hayatımın en özel anıdır. İlk bir iki dakika inanamadım zaten; biri bana şaka yapıyor diye düşündüm. Ama sonra bahsettiğim plaktaki şarkının orijinalinin farklı bir şarkı olduğunu söyleyip, Fransızcasını söylemeye başladı telefonda, o an elim ayağım birbirine girdi. Sonra da diyaloğumuz sürdü… Ömrüm boyunca bu kadar tevazu sahibi, bu kadar incelikli, bu kadar şahane bir kadın tanımadım. İyi ki var…

 

İlkim Kocamaz | Röportaj

 

Erhan YİĞİTCAN: 2004 yılında Star Gazetesi’nde yazarlığa başladınız ve pek çok internet sitesinde köşe yazarlığı yaptınız. Şuanda ise kişisel blogunuzda yazılarınızı sunuyorsunuz… Yazılarınızda hangi tür konuları ele alıyorsunuz ve yazılarınızı nasıl bir ortamda oluşturuyorsunuz?

İlkim KOCAMAZ: Star Gazetesi’nde Can Ataklı yönetimindeki kadroda bir gençlik sayfası hazırlıyordum. TMSF devrine kadar sürdü. Daha sonra çeşitli gençlik- müzik dergilerinde ve magazin portallarında yazmayı sürdürdüm. Sonra ‘Moda Motto’ adında kendime ait bir moda – magazin blogu açtım.Beş yıldır aktif olarak yayında… Bir de deneme kitabım var. Yazmak benim için bir ifade biçimi… Bazen ihmal etsem de, vazgeçmem mümkün değil.

 

Erhan YİĞİTCAN: Geçtiğimiz günlerde yayın hayatına başlayan CRI Türk FM’in Müzik Direktörlüğünü yapıyorsunuz. Peki, CRI Türk FM ile tanışmanız nasıl oldu? İyi bir Müzik Direktörü sizce nasıl olmalıdır?

İlkim KOCAMAZ: Genel müdürümüz Yrd. Doç. Michael Kuyucu beni aradı ve bu radyo projesinden; insanların duygularına, kalplerine dokunan bir müzik formatı düşüncesinden bahsetti ve her şey böylece başladı.Ne mutlu ki, CRI Türk’te , başta Michael Kuyucu olmak üzere, yıllar önce beraber çalışmaktan mutluluk duyduğum, sektörün birbirinden değerli profesyonelleri ile yeniden bir aradayız. İyi bir müzik direktörünün nasıl olması gerektiğine dair maddeler sıralamak bana göre değil.Çünkü “oldum” demek bana göre yanlış. 18.yılımı doldurduğum bugünlerde bile hala kendimi ve yaptığım işi geliştirmek adına zaman harcıyorum. Eğer dünden ileri gidemiyorsan, dün yaptıklarının üzerine bir şey koyamıyorsan insanlarının önünü kesmenin lüzumu yok. Yerini koruyabilmek adına yerinde saymak en son isteyeceğim şey olurdu herhalde…

 

İlkim Kocamaz | Röportaj

 

Erhan YİĞİTCAN: Biraz da farklı konulara yönelelim. Çocukluğunuzda ne gibi uğraşılarınız vardı? Arkadaşlarınız sizi nasıl tanımlardı?

İlkim KOCAMAZ: Ben tabiri caizse “inek” bir öğrenciydim. Kitap kurdu, çalışkan, evcimen… En büyük hobim de , hala hobim olan takı tasarlamak ve kullandığım kıyafetleri, aksesuarları “modifiye” etmek 🙂 Boncuklarla, renklerle, şekillerle uğraşmak, terapi gibi benim için… Herhangi bir mağazada beğendiğim bir kolyeyi evde kendi el emeğimle hazırlayıp ertesi gün takmak, bir de üstüne iltifat da alırsam paha biçilemez bir keyif…

 

Erhan YİĞİTCAN: Görmeyi istediğiniz tarihi yapılar arasında neler var? Yakın zamanda nereye gittiniz ve neler keşfettiniz?

İlkim KOCAMAZ: En son sonbaharda Pamukkale ve Efes’e gittim. Tarihi yerlerde, o dokuların arasında nefes almak, sizden yüzlerce hatta binlerce yıl önce oralarda yaşamış insanlarla paralel evrenlerde gibi hissettiriyor bana… Sanki başka bir zamanda orada o hayatlar sürüyor gibi… Kim bilir, belki de öyledir. Sanırım en çok görmek istediğim yer, Moğolistan’daki Göktürk yazıtları ve müzesi…

 

Erhan YİĞİTCAN: Peki, boş zamanlarınızda neler yaparsınız? Hobilerinizi öğrenebilir miyiz?

İlkim KOCAMAZ: Henüz CRI Türk yayın hayatına başlayalı bir ay olduğundan, radyo dışında pek boş zamanım yok. Eşimle boş zamanlarımızı da sürekli radyolarımızı dinleyerek, yeni şarkılar araştırarak geçiriyoruz. Ama tiyatroyu çok severiz. Yurt dışından gelen önemli müzisyenlerin konserlerini kaçırmamaya çalışırız. Bugünlerde Jose Feliciano’yu merakla bekliyorum mesela… Ve tabii sokaktaki canlar… İkimiz de yardıma ihtiyacı olan, aç, hasta durumdaki sahipsiz hayvanlar için, kendimiz gibi arkadaşlarımızla elimizden geldiği kadar uğraşıyoruz. Allah’ın emaneti bize bu tabiat, bu yaşam, tüm canlılar… Herkes kendi sokağında süren yaşamla bir parça ilgili olsa, bu kadar yorulup üzülmeyeceğiz belki… Ama karşılaştığımız bir canlı bile tok uyuyorsa o akşam, o yorgunluğu unutuyoruz.

 

Erhan YİĞİTCAN: İlginize teşekkür ederiz… Son olarak platformumuz Müzrad ile ilgili neler söylemek istersiniz?

İlkim KOCAMAZ: Ben teşekkür ederim, kendimizi ifade edebileceğimiz,aynı zamanda sektörden haber alabileceğimiz güncel, ciddi, seviyeli bu platforma emek verdiğiniz için… İyi ki varsınız, “birlikte çok güzeliz” 🙂