Kaan Öztürk

‘Yollarda Yoruldum’ şarkının günümüz versiyonunu bir kliple müzikseverlere sunan Kaan Öztürk, Müzrad’a konuk oldu ve sorularımızı yanıtladı!

 

İşte O Röportaj!..

 

Erhan YİĞİTCAN: Kaan Bey öncelikle merhabalar… Müzikal kariyerinizden bize biraz bahseder misiniz? 90’lı yıllardan bugüne ne gibi çalışmalar yaptınız?

Kaan ÖZTÜRK: Merhaba… Sürekli sahnedeyim. Çok çeşitli konseptlerde yer aldım, kimi konseptleri de kendim oluşturdum. 80’ler 90’lar, Sezen Aksu şarkıları, Kayahan şarkıları, büyüdüğümüz şarkılar, komik şarkılar, gibi birçok konseptte programlar yaptım. Kimilerinde bilindik sanatçı dostlarım bana eşlik etti, kimi sahnelerde ise ben onlara eşlik ettim. Bu listede Ajda Pekkan’dan, Yaşar’a, Onur Mete’den, henüz acısının sıcaklığı geçmeyen Harun Kolçak’a kadar çok değerli isimler sayabilirim.

 

Erhan YİĞİTCAN: Yakın zamanda single mı yoksa albüm mü çıkarmayı düşünüyorsunuz? Çalışmayı düşündüğünüz bir isim var mı?

Kaan ÖZTÜRK: Sanıyorum bu devirde single çalışması çok daha etkili bir yöntem. Malum artık CD satın alınmıyor kolay kolay. Tek tek şarkıları seçip, çeşitli platformlarda playlist oluşturup dinliyoruz. Ancak birkaç single yayınladıktan sonra bir albümde toplamak keyifli olur düşüncesindeyim.

 

Erhan YİĞİTCAN: Sahne almayı çok istediğiniz bir mekân var mıdır? Konserlere hazırlık sürecini nasıl gerçekleştiriyorsunuz?

Kaan ÖZTÜRK: Aslında sahne almak istediğim hemen hemen her yerde sahne aldım. Ama sahne kendimi çok iyi hissettiğim yer ve doyamam :). Dorock’tan tutun, Hayal Kahvesine kadar her mekanda tekrar tekrar sahnede olmayı her daim isterim. Ama bu ara yeni bir konsept yazmaktayım, yarı stand up, yarı müzik içerikli olacak. Bu konsepti daha tiyatrolu mekânlarda sunmak niyetim.

Eski dostluklara dayanan bir ekibiz. Orkestra arkadaşlarım aynı zamanda özel hayatımda da dostlarım ve çok kıymetli müzisyenler. Hazırlığımız genellikle benim evde konsepti ve repertuvarı yazmam, sonrasında da provalar seklinde ilerliyor. Su dönem dostum usta müzik ve gönül adamı Onur Mete birlikteyiz birçok konseptte. Dolayısıyla çalışmalarımızı birlikte oluşturuyoruz.

 

Erhan YİĞİTCAN: Şarkıcı olmadan önce okul yıllarınızda çalıştığınız bir yer oldu mu? İş hayatına erken atılmanın sizce bir avantajı var mı?

Kaan ÖZTÜRK: Şarkıcı ya da sanatçı gibi tabirler yerine sanıyorum müzisyen, sahne adamı ve hatta şovmen tabirleriyle daha rahatım 🙂 Aynı zamanda makina yüksek mühendisiyim ve bir süre 2 işimi birlikte yürüttüm. O dönem için mesleğim müzik, hobim mühendislikti diyebilirim 🙂 Hiçbir zaman müzik kadar gündemimi yoğun kaplamadı başka bir konu. Ancak elbette çok beslendim. Sosyal her turlu ortam sizin üretkenliğinizi ve gözlemlerinizi besler. İnsanların beklentilerini de daha iyi anlayabilirsiniz. Buradan sonra da bir iç hesaplaşma baslar, kendi beklentileriniz ile insanların beklentileri arasında nerede duracağınız konusu 🙂 Kendiminkilere daha yakın, ancak dinleyiciden de çok kopuk olmadığımı sanıyorum, yaptığım şarkılar için. En azından hedef kitlem için böyle diyebilirim.

 

Erhan YİĞİTCAN: Daha önce sormadığım bir soruyu soracağım 🙂 Bu röportajı siz hazırlamış olsaydınız bana ne sorardınız? 🙂 (Radyo ve müzik sektörüyle ilgilenen genç bir gezginim…)

Kaan ÖZTÜRK: Müziği hayata bölseniz kaç çıkar diye sorardım ve bunun dünü ile bugününü… Bende 1 çıkar. 90’larda sanıyorum genel için de bu böyleydi. Bugün çok daha düştü bu rakam. Şikayetçi olduğumdan demiyorum bunu, ama gündemimizin çok çok hızlı değiştiği bir gerçek. Bir suru sıkıntıyla mücadele ediyoruz. Etrafta kavgalar, ekonomi, politika, siyaset her yahnimizi sardı. Sarması da normal… Ancak unutmamalıyız ki bizi birbirimize yaklaştıran, birleştiren, huzur veren müzik, spor, mizah gibi konular ne kadar eksilirse, kadar kolay kırılganlaşırız.

 

Erhan YİĞİTCAN: Biraz da gelecek planlarınızdan bahsedelim… Ölmeden önce mutlaka yapacağım dediğiniz bir şey var mı? Bir öneri… Bence ertelemeyin mümkün olduğunca yakın zamanda yapın 🙂

Kaan ÖZTÜRK: Hindistan ve Uzakdoğu’ya fotoğraf çekmeye gideceğim, sopa dövüşü öğreneceğim  Dövüşmek için değil elbette, Uzakdoğu sporlarının felsefesine hayranım. Ha bir de davul dersine başlıyorum bu hafta 

 

Erhan YİĞİTCAN: Hobileriniz ve fobileriniz arasında neler var?

Kaan ÖZTÜRK: Hırsız fobim var. Aşamadım… Derdim bir şey çalması da değil, gecenin bir vaktinde en güvenli hissettiğim ortamda bir yabancıyla karşılaşmak. Asla istemem. Kimsenin de isteyebileceği bir durum değildir zaten. Fotoğraf çekerim, severim. Aslında hayatımdaki her şeyi hobi gibi yaşıyorum diyebilirim. Sporu da aksatmam.

 

Erhan YİĞİTCAN: Sosyal medyanın hayatımızda ne gibi bir yeri var? Elinizden telefonu düşürmeyenlerden misiniz yoksa sadece bildirim gelince bakanlardan mı?

Kaan ÖZTÜRK: Bildirim gelince bakıyorum ancak orda bir şeye bakarken başka bir şey dikkati çekiyor, oradan başka bir konu derken epey bir zaman geçebiliyor. Sosyal medyaya karşı durmaya kalkışmak elbette saçma. Devrin getirdiği bu… Ancak sunduğu fırsatlar kadar, sunmadığı birçok değer de kayboluyor. Bunu da kabullenmek lazım… Çok yetenekli olup sosyal medya kullanımını etkili başaramadığından tanıyamadığımız çok değerler olduğuna şahidim. Artık herkesin kendi radyosu kendi gazetesi kendi televizyonu var. İster yayın yapıyor ister kendi beğenisine göre yayın takip ediyor. Ancak herkes ancak kendi gibilerle iletişimde olduğundan farklı fikirler birbirinden daha da uzaklaşıyor. Ayrıştırıcı kullanıyoruz sosyal medyayı…

 

Erhan YİĞİTCAN: Son olarak platformumuz Müzrad ile ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? Bir öneriniz varsa eğer öğrenmek isteriz…

Kaan ÖZTÜRK: Takipteyim 🙂 Özellikle günün şarkisi seçimlerinizi beğeniyle takip ediyorum. Bana göre radyoculuğun bir amacı da başarılı farklılıkları bulup değerlendirmek olmalı. Hep aynı isimleri, aynı tür eserleri yayınlarsanız müzik ( ya da konu her ne ise, film, kitap vb…) gelişemez. Tüm üretenler ‘yayınlananlar gibi’yi yapmaya çalışır. Oysa çeşitlenme esastır. Öyle değil mi? Tebrik ve teşekkür ederim. Yolunuz açık olsun…