Melike Lena

Anadolu’nun Sesi Radyosu’nda yayınlarını sürdüren deneyimli radyo programcısı Melike Lena ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik!

 

İşte O Röportaj!..

 

Erhan YİĞİTCAN: Melike Hanım öncelikle merhabalar… Nasılsınız? Dilerseniz radyoyu baz alarak başlayalım. Radyoya olan ilginiz ve sevginiz nereden geliyor?

Melike LENA: Merhabalar Müzrad takipçileri ve okurları, bir radyocu olunca “nasılsınız?” sorusuna ülkem gibiyim demek istiyorum, gündeme göre ruh halimiz değişiyor… Sorunun devamını konuşalım, radyoya olan ilgimi hiç sorgulamadım, nasıl başladı bilmiyorum ama radyo benim hayatımda hep vardı ve çok iyi bir radyo dinleyicisiydim. Radyo dinlerken, bir anda kendimi o stüdyoda bulurdum şarkıları sıraya alır ses uyumu ve geçişleri düzenlerken hikâyelerini düşünürdüm, çünkü şarkı deyip geçmemek lazım değil mi? Her bir şarkıda bir hayat gizli,  insanlar şarkıları dinlerken, kendinden bir şeyler buluyor. Hasreti ayrılığı, aşkı sevdayı, hüznü sevinci, maruz kaldığı zulmü şiddeti… Söylemek istediklerini, ya da sustuklarını vs. vs. kısacası şarkılar insanların hayatına tutulan bir ayna gibi. Bazen çalınan şarkının sözlerine takılır kocaman bir hikaye çıkarırdım, bazen yayına bağlanan bir dinleyicinin sesinden ve kurduğu cümlelerden karakter analizini yaparken bulurdum kendimi 🙂 Yani radyo hep vardı bende, ya da ben vardım radyoda 🙂 🙂 🙂

 

Erhan YİĞİTCAN: Küçükken öğretmenlerimiz büyüyünce ne olmayı hedeflediklerimizi sorardı. Küçük yaşlarda hedefleriniz arasında hangi mesleği yapmak vardı? Radyocu olmayı düşünüyor muydunuz?

Melike LENA: Her çocuğa bu soru sorulduğunda benzer cevaplar alınır, Doktor olacağım, Öğretmen olacağım ya da Asker olacağım. En popüler bu üç meslektir çocuklara göre. Benimde hayalimde doktor olup hasta annemi iyileştirmek vardı, Öğretmen olup okulu olmayan köylerde hizmet vermek vardı. Sonra zamansız büyüdüm ve çocukluk hayallerimle ilgisi olmayan bir mesleğim oldu.

 

Erhan YİĞİTCAN: Pek çok radyoda program yaptınız ve ağırladığınız konuklarda oldu. Şimdi biraz geriye gidelim 🙂 İlk olarak hangi radyoda program yapmaya başladınız? İlk yaptığınız anonsu ve ilk çaldığınız şarkıyı da hatırlıyor musunuz? İlkleri konuşalım biraz da 🙂

Melike LENA: Ah ah nasıl unuturum ki 🙂 Evet ismi bende kalsın 🙂 Popüler müzik radyosu idi ve itina ile hazırlandım, ben stüdyoya girmeden kalbim canlı yayına geçmişti bile, dakikada kaç vuruyordu bilmiyorum ama ritim zirveye çıkmıştı. 🙂 Yayın yönetmeni ile stüdyoya girdik, sıra anonsa geldi, açtım mikrofonu birkaç süslü kelime ile açılışı yaptım ama kulağımda sesim yoktu. Mikrofonu kapattım,  yayın yönetmenine döndüm, sesim yok dedim, yönetmen var dedi ben ısrarla hayır sesim yok dedim 🙂 Oysa yayın yönetmeni kendi kulaklığının sesini kısmaya çalışırken benim kulaklığımı tamamen kapatmış ve ben kendi sesimi duyamadığım için sesim yok diye isyan ediyormuşum. Ve tabi ilk anonsu kendi sesimi duyamadan yapmış oldum 🙂 🙂 İlk çaldığım şarkı ise Grup Destan “Sen Bende Ben Ölürsem Ölürsün” çok sevdiğim bir şarkıdır nakaratına bayılırım.

“Sen bende ben ölürsem ölürsün, sen ölürsen ben zaten ölürüm”  sözlerin derinliğine ve yüklediği anlama hayranım. Yayınlarda sık sık kurduğum bir cümle vardır, tüm zamanların en iyi sesleri en iyi şarkılarıyla gününüze eşlik ediyorum derim, işte o tüm zamanların en iyi şarkılarından biridir bu şarkı. İlkleri konuşalım dediniz ve o günleri bir daha yaşadım, size anlatırken stüdyo ve ilk yayın aldığım mikrofon, yayın masası üstündeki notlara kadar her şey gözümde canlandı 🙂

 

Erhan YİĞİTCAN: Peki Anadolu’nun Sesi Radyosu’yla tanışmanız nasıl oldu? Sizi ilk kez dinleyen biri yayında neler bulabilir? Anadolu’nun Sesi Radyosu’nda programcılık dışında da göreviniz var mı?

Melike LENA: Bir tanıdığım beni önermiş, görüşmeye çağrıldım ve hala buradayım tanışmamız böyle oldu ve iyi ki olmuş diyorum Anadolu’nun Sesi Radyosu’nda mutluyum. Ulusal yayın ağına sahip olan Anadolu’nun Sesi Radyosu, buram buram ülkem kokuyor. Kurucumuz ve yönetim kurulu başkanımız sayın Gülay Efe hanımefendiye teşekkür ediyorum Anadolu’nun sesine, sesimi kattıkları için.

Beni ilk kez dinleyenler öncelikle yayında kendini bulacaktır 🙂 Çünkü ben yayınımda dinleyiciden uzak değilim, tersine dinleyicimi yayına dahil etmeyi seviyorum ve 7’den 70’e bir dinleyici kitlem var, sevincini dile getiriyor, üzüntüsünü dile getiriyor. Mesafeler arasında köprüyüz aslında, uzakları yakınlaştırırken özlemlerin dili oluyoruz. Mesela bir örnek vereyim. İzmir Bergama’dan bizi dinleyen bir dinleyicim, askerde olan oğlu Mehmet’in mesajını okuduğumu duyunca aynı radyoyu dinlediklerini fark ediyor ve bu sevincini anlatacak kelime bulamıyor 🙂 Aslında o kadar çok hikayenin içindeyim ve tanık oluyorum ki şu anda aklıma gelenleri yazsam 500 sayfalık kitap olur 🙂 Yazsam mı acaba? 🙂 🙂

Haftada bir gün, Cuma günleri saat 14.00 – 16.00 arası telefon bağlantıları alıyorum, bir konu belirliyorum ve canlı yayına bağlanan dinleyici ile bu konuyu konuşuyoruz, bazen de konuyu dinleyicinin belirlemesini istiyorum, çok keyifli geçiyor. Anadolu’nun Sesi’nde Anadolu insanını duyuyoruz, koyunlarını otlatan çoban, tarlada çalışanlar, fabrikadaki işçiler, fındık toplayanlar, tütün kıranlar, incir, üzüm, zeytin, mısır, pamuk, buğday vs. vs. sera çalışanları, şehir içi şehirler arası çalışan şoförler canlı yayına bağlanıyorlar, bu arada dinleyicilerimin sayesinde hangi bölgemizde neler yetişir, hangi ürün ne zaman ekilir, hasadı ne zaman yapılır öğrendim 🙂 Ayrıca köylerden gönderilen SMS’ler var ki bunları anlatmayla bitiremem. Ve İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerimizden de güzel bir kitlemiz var, telefon bağlantısı yaptığım günler 3 hat birden kilitleniyor. Askerlerimiz ve asker yakınları, kader mahkûmları ve yakınları, gurbetçiler vs. hepsinin sesi oluyorum ve seslerini sevdiklerine duyuruyorum. Başta da söylediğim gibi yayına dinleyicileri dahil ediyorum.

Bir diğer sorunuza ise şöyle cevap vereyim, müzik direktörü, yayın sorumlusu ve 12.00 – 16.00 saatleri arasında programcı diyelim 🙂

 

Erhan YİĞİTCAN: Ciddi bir takipçi sayınız var sizi yayında yalnız bırakmıyorlar ve birde size ait olan bir Facebook grubunuz var. Facebook’ta oldukça aktifsiniz. Böyle bir kitleyi oluşturmak nasıl bir duygu? Sesinizle radyo severleri büyülediğinizi düşünüyor musunuz?

Melike LENA: Anlatılamayacak kadar güzel bir duygu, öyle güzel yürekli bir dinleyici kitlem var ki bu konuda ne söylesem eksik olur. Radyoculuğa başladığım günden beri dinleyicilerim takiptedir ve geneli gittiğim her radyoya gelir ve radyosunu dinler, mesajını gönderir varlığını hissettirirler. Ve bu kitle her geçen gün biraz daha büyüyor. Buradan bir kez de sizin aracılığınızla her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum 🙂

Evet, sosyal medya günümüzün olmaz ise olmazı haline geldi, özellikle de biz yayıncılar için diyelim. Önemli olan sosyal medyayı olması gerektiği gibi kullanabilmektir kısaca insana yakışan biçimde diyelim ve kapatalım 🙂

 

Erhan YİĞİTCAN: Hazır konumuz sosyal medya ve dijital dünya… Bu konuyla alakalı şöyle bir sorum olacak. Radyoların dijitalleşme sürecini ve DAB standardıyla alakalı ne düşünüyorsunuz? Dijitalleşmenin radyolara katkısı var mı?

Melike LENA: Açıkçası yaşayıp görmeden konuşmak doğru olmayacaktır ama tabi ki artılarının yanında eksileri de olacaktır. En önemlisi eğer dijital adı altında yapılan yayıncılıkta almamız gereken verimi alabilirsek muhteşem olur, ama sadece adından ibaret vitrini süsleyecek ise aman kalsın diyelim. 🙂 Biliyorsunuz Türkiye’de 24 bin 750 radyo istasyonunu kullanarak yayın yapan bin 57 radyo kanalı var Digital Audio Broadcasting (DAB) sistemine geçilmesiyle birlikte artık daha kaliteli radyo yayınları kesintisiz olarak dinlenebilecek deniliyor amaaa mesela 20 milyon aracın radyosu çöp olacaktır. Yerini dijital sistemin alması ise vatandaşın cebinden en az 40 dolar çıkması demektir.

Aslında düşündüklerimi yazsam çok uzayacak ama yine de birkaç şey söylemeden geçemeyeceğim. Mesela radyo dinleyicisi analog radyosuyla bahçede tarlada, dağda bayırda nerde olursa olsun radyosunu dinleyebiliyor. Dijitale de ise, internetin ulaşmadığı yerde radyo ölür. Dağı, bayırı, ovayı, vadiyi internetle buluşturmak bence uzun yıllar alır ve buda radyo dinleyicisine, radyoyu unutun demektir ki,  radyo dinleyicisi için bu bir zulümdür…

En önemlilerinden biride bir afet olduğunda ilk aklımıza gelen haberleşme aracı radyodur. 2015 yılında bir elektrik kesintisi vakası yaşandı hatırlayacaksınız, birkaç il dışında, ülke karanlığa gömülmüştü ve o gün radyo dinleme rekoru kırılmıştı, haberleri dinleyebilmek için. Ve yine pil satışlarında rekor kırılmıştı. Buda bize radyonun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmış oluyor. Yani dijitale geçmek önemli değil, önemli olan altyapıyı sağlam ve sağlıklı bir şekilde oluşturmak.

Bir iki cümle ile de bana göre artılarından bahsetmek gerekirse, ses kalitesi 20 kat artacak, daha az veri ile daha kaliteli bir radyo dinlenebilecek. Mesela İstanbul’dan yola çıkan bir araç Erzincan’a varıncaya kadar dinlemek istediği kanalı kesintisiz CD kalitesinde dinleyebilecek. Kısacası bir radyocu olarak söylüyorum, CD kalitesinde radyo dinlemek mükemmel ötesi olur 🙂

 

Erhan YİĞİTCAN: Peki, sektöre yeni başlayan genç radyo programcısı arkadaşlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Melike LENA: Genç arkadaşlarımıza tavsiyem,  önce eğitim diyorum. Radyoculuk yetenek, pratik zeka, genel kültür, Türkçeye hakim olmak, diksiyon ve akıcı konuşmak, gündemi iyi takip etmek gerektirir. Ve radyocu olmak isteyen arkadaşlarım lütfen kimseyi taklit etmeyin kendiniz olun. Kelimeleriniz cümleleriniz size ait olsun. Başkasını taklit etmek için harcanan emeği ve zamanı kendinizi yetiştirmek ve geliştirmek için harcar iseniz emin olun taklit ettiğiniz kişi kadar başarılı olursunuz ve siz olarak bu başarıyı elde etmiş olursunuz. Taklit etmek ve kopyacılık, üstünüze uymayan, size hiç yakışmayan bir kıyafet gibidir. “taklitler aslını yaşatır” gerçeğini de unutmayalım 🙂

 

Erhan YİĞİTCAN: Röportaj için teşekkür ederiz… Son olarak Müzrad ile ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyim?

Melike LENA: Önce Maşallah diyorum nazar değmesin. 🙂 Kısa sürede çok yol katettiğinizi görüyorum ve Müzrad’ı takip ediyorum. Güncel, aktif, magazinden uzak, müzik ve radyo camiasının sıcak servis noktası… Sanatçılar ve yorumcular güne uyandığında günaydın yerine Müzrad diyor 🙂 🙂 Müzrad’ın yolu açık olsun diyor emek verenlere başarılar diliyorum. 🙂