Nilgün Durmuşoğlu

Atlantis FM, TRT FM ve TRT Kent Radyo Ankara’da yayınlarını sürdüren başarılı radyo programcısı Nilgün Durmuşoğlu, Müzrad’a konuk oldu ve çok özel bir röportaj gerçekleştirdik.

 

İşte O Röportaj!..

 

Erhan YİĞİTCAN: Nilgün Hanım öncelikle merhabalar… Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Radyo sektörüne başlamanız nasıl oldu?

Nilgün DURMUŞOĞLU: Sizlere ve okuyuculara öncelikle merhaba…

Ben Nilgün Durmuşoğlu. Aslen Rizeli’yim. Ama Ankara Bahçelievler doğumluyum. Yani aynı zamanda Ankaralı’yım.
Radyoculuğa başlangıcım doğuştan desem yeridir. Çok klişe ama öyle… Küçük yaşlarda karar verdim ve kendimi o yöne kanalize ettim. Bir seslendirme yarışmasına girdim ve kazandım. Hocam Sezai Aydın sesimin çok güzel tınladığını, üstüne gitmem gerektiğini söyledi. Dublaj yapmaya başladım ama bana yetmedi. Ankara’da Rüzgarlı Sokak’ta bir radyoya iş başvurusu için gittiğimde kendimi yayında buldum. Mikrofona aşık oldum. Kararlı davranıp diksiyon dersi aldım. Hocam Mehpare Çelik’ti. Çok sıkı bir eğitimden geçtim ve Ankara’da pekçok radyoda haber spikerliği ve program sunuculuğu yaptım. Radyo Mydonose’da çalışmam bu meslekte büyük bir sıçrayış oldu benim için. Ömer Önder’den büyük güç aldım ve sadece 12 yıl Mydonose çatısı altında bulundum.

 

Erhan YİĞİTCAN: Her haftayı tempolu geçirdiğinizi tahmin ediyorum. Üç farklı radyo istasyonunda program yapmak kolay değil ve sizi tebrik ediyorum. Peki, yayınlara hazırlık sürecinde neler yapıyorsunuz? Mesela programda ağırlayacağınız konukları veya canlı telefon bağlantısı gerçekleştireceğiniz konukları ne kadar bir süre öncesinde belirliyorsunuz?

Nilgün DURMUŞOĞLU: Evet, çok yoğunum ama ben böyle mutluyum. Çalışmak tam bana göre iş. Üç ayrı radyoda olmak çok güzel. Atlantis FM ‘yuvam’, TRT FM ‘baba evim’, TRT Kent Radyo Ankara ‘ana kucağım’. Hepsini ayrı seviyorum. Herkes soruyor asistanın var mı diye şaşırıp kalıyorum. Asistanım yok, her şey benim hayal dünyam sonucu oluşuyor. TRT’de 2 ayrı yapım sorumlum var. Onlardan yardım aldığım oluyor. Ama konukları ben planlıyorum. Ankara’dan İstanbul’a ulaşmak artık zor olmuyor. PR Danışmanları beni tanıyorlar ve çoğu zaman onlar beni arıyor yeni bir şarkı var vs diye…

 

Nilgün Durmuşoğlu

 

Erhan YİĞİTCAN: TRT FM ve TRT Kent Radyo Ankara’da ki programlarınızın içeriği nedir? Sizi ilk kez dinleyen biri yayında neler bulabilir?

Nilgün DURMUŞOĞLU: TRT FM’de Pazar akşamları 19:00-21:00 arası Pazar Pazar programını hazırlayıp sunuyorum. Pazar rehavetini ortadan kaldırmak için birebir program. Gülmek serbest. Sanatçı konuğumuz yeni şarkısının tanıtımını yaparken çok eğleniyoruz. Sıcak ve dostane sohbeti sevdiğim için onlarla da öyle konuşuyorum. Aynı zamanda yol ve trafik saatine de denk geldiği için tam bize göre. Çünkü enerjik bir yapım olduğundan bu programa da yansıyor ve uykular kaçıyor , pazar mahmurluğu son buluyor.

TRT Kent Radyo Ankara 105.6’dan yayın yapıyor. Salı akşamları Ankara Rüzgarı estirip Şehrin Şarkıları’nı birlikte seçiyoruz. Yine sanatçı konuğumuz oluyor bu programda. Şarkılar daha farklı yalnız. Bir konu dahilinde seçiyorum şarkıları. Ankara’ya yönelik konuşuyoruz. Ankaralı grupları ağırlayıp canlı müzik ziyafeti veriyoruz.

 

Erhan YİĞİTCAN: Atlantis FM’de kaç yıldır yayın yapıyorsunuz? Yayın esnasında unutamadığınız bir anı var mı? Varsa bizimle paylaşır mısınız?

Nilgün DURMUŞOĞLU: Atlantis FM’de 5 yıldır yayındayım. Oradaki her program bir anı zaten. Dinleyicilerimiz bizi çok ama çoook sevdiğinden sürekli olarak radyodan arıyorlar. Birebir konuşuyoruz. Kapıya gelip Atlantis FM’in giriş kapısı önünde hatıra fotoğrafları çektiriyorlar. Kapıda çıkışımı bekliyorlar. Börekler, dolmalar, çiçekler, Atlantis AVM’nin ortasında ‘Nilgüüüüün seviliyorsun’ diye bağıranlar… 🙂 Hepsi çok güzel bir anı. Çok mutlu oluyorum. Atlantis FM’de resmen şımartılıyorum ve bunların tadını çıkarmaya çalışıyorum. Çünkü bunu bir daha yaşar mıyım bilmiyorum. Hepsi benim için çok özel.

 

Nilgün Durmuşoğlu

 

Erhan YİĞİTCAN: Bu sorumuz biraz farklı… Bir radyo istasyonun ya da bir medya kuruluşunun müdürü olsaydınız, ne gibi çalışmalar yapardınız? (Yayın içeriği, yönetimi, halkla ilişkiler vs…) Çalışanlarınızı nasıl motive ederdiniz?

Nilgün DURMUŞOĞLU: Keşke… 🙂 En büyük hayalim bir radyomun olması. Çok isterdim. Aslında bu hayalimi büyük anlamda Atlantis FM’de hayata geçirebildim. Aynı zamanda oranın müzik direktörüyüm ve hayallerim yayına yansıyor. Bir kere çok disiplinli bir yönetici olurdum, çalışmak istemeyeni orada barındırmazdım. İsteksiz ve tembel insanlarla çalışamıyorum. Heyecanlı ve aşık olması lazım bu işe.Kibirli ve dedikodu merkezli insanlarla da çalışmazdım. Gelelim konsepte. Aynı Atlantis FM gibi olurdu. Şarkılar eski-yeni en güzel şarkılardan seçilirdi, herkesin eşlik edebileceği bir playlist olurdu. Konuşmalar kısa tutulurdu. Yine Atlantis FM’de olduğu gibi Show programı olmazdı. Sıcak ve akıcı bir yayın en güzel şarkılarla süslenirdi. Temposu yüksek yayın her zaman iyidir. Yayına çıkanların sesleri çok çok iyi olurdu. Gülümseyen sesler tercih edilirdi.

 

Erhan YİĞİTCAN: Peki, bir hedefiniz ya da gerçekleştirmek istediğiniz bir düşünceniz var mı?

Nilgün DURMUŞOĞLU: Hedefim her zaman var. Bu işte güzel bir yere geldiğime inanıyorum. Yöneticilerime çok teşekkür ediyorum. Bana kapı açtılar ve ben de hem TRT’de hem de Atlantis FM’de kendimi gösterebildim. Herkes bir yanılgı içinde yalnız. Mutlaka bir tanıdığı vardır diyenlere söylüyorum. Hiçbir tanıdığım yok. Ne yaptıysam kendi emeğimle yaptım. TRT ‘de bana güvenen yöneticilerim oldu. Bu sayede daha da çok kamçılandım. Onlar kalbimin en güzel köşesinde. Atlantis FM’de sanki kendi radyo istasyonumdaymışım gibi güveniliyor. Daha ne olsun. Sonsuza dek minnettarım. Nazar değmesin, Allah’ıma bin şükür… Bundan sonraki hedefim tüm Türkiye’ye sesimi uzun yıllar duyurabilmek. Herkes beni dinlesin istiyorum. Beraber eğlenelim, gülelim. Güzel vatanımın her yerinde sesim yankılansın. Ve dinleyicilerimiz beni kendi ailelerinden biri gibi bilsin. Hakkımda ‘başarılı bir radyocu’ denilsin. Çocuğumu ve kendimi geçindirebileceğim kadar param olsun. Kimseye muhtaç olmayayım. Bu kadar.

 

Erhan YİĞİTCAN: Hobileriniz ve fobileriniz nelerdir?

Nilgün DURMUŞOĞLU: En büyük hobim Bahçelievler’de yaşamaktı 🙂 Oraya taşındım ve çok mutluyum. Kızıma istediği şeyleri alabildiğimde çok mutlu oluyorum. O da en büyük hobim… Yüzmeyi çok çok seviyorum. Müzik dinleyip yürüyüş yapmak tam bana göre. Ve fırsat oldukça uçağa binmek. Uçmak çok güzel bir şey. Bir gün çok param olursa kafa dengi biriyle dünyanın bazı noktalarına mutlaka gitmek istiyorum. Mesela Brezilya Corcovado Tepesi en büyük hayalim…

En büyük korkum ise, sevdiklerimi kaybetmek. Allah korusun. Yılan korkum var, görmeye tahammülüm yok. Karanlıkta kalmaktan çok korkarım. Bir de asansör korkum var.

 

Nilgün Durmuşoğlu

 

Erhan YİĞİTCAN: Sosyal medyayı ne sıklıkla takip ediyorsunuz? Sizce sosyal medya nasıl kullanılmamalıdır?

Nilgün DURMUŞOĞLU: Sosyal medyayı çok sık kullanıyorum. Ama iş dolayısıyla. Aralarında Twitter en sevdiğim … Çünkü sanat camiasını daha iyi takip edebiliyorum. Instagram hesabımı kızım zoraki açtı bana. Ama iyi oldu 🙂 Daha çok kişiye ulaşmaya başladım. Kendi adıma yorum yapmam gerekirse ben özel hayatımı çok deşifre etmeyi sevmiyorum. Neredeydim, ne yedim, ne içtim??? Yer bildirimi yapmamaya özen gösteririm. Bunların kimseyi ilgilendirmediğini düşünüyorum. Bunu herkesin bilmesine gerek yok. Yayınlarımla ilgili paylaşımlar yapmayı seviyorum. Sosyal medyada en sinir olduğum şey hastane paylaşımları. Kolunda damar yolu açılmış , yatmış uzanmış pijamasıyla, ölüyorum diye paylaşım yapıyor 🙂 Çok komik. Böyle durumda geçmiş olsun bile yazmam. Gerçekten hasta ise onu yapamaz zaten.

 

Erhan YİĞİTCAN: İlginiz ve samimiyetiniz için teşekkür ederiz… Son olarak Müzrad ile ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?

Nilgün DURMUŞOĞLU: Erhan’cığım ben çok teşekkür ederim. Müzrad’ı takip ediyorum ve başarılı buluyorum. Radyoculuk sektörüyle ilgili haberleri takip ettiğim seviyeli bir yer. Karalama haberine rastlamadım. Gıybet yok 🙂 Ayrıca sen samimi ve çalışkan birisin Erhan. O yüzden Müzrad’ı daha çok seviyorum. Yolunuz uzun ve açık olsun… Tekrar çok teşekkür ederim, sağolun.