Radyo Hakkında

muzrad_radyo-hakkinda

Sesin bir yerden başka bir yere iletilmesini sağlayan düzeneklere radyo denir. Radyo verici ve alıcı olmak üzere iki kısımdan oluşur.

 

1.Radyo Vericisi: Ses sinyalleri uzaklara iletilirken elektromanyetik dalgalar üzerine bindirilir. Bu olaya modülasyon denir. Modülasyon sonucu oluşan dalgaya da radyo dalgası denir. Bu dalgalar ışık hızı gibi hareket ederler.

Mikrofona ses verilince, mikrofonun direnci ses titreşimlerine göre değişir. Böylece ses frekansı ile aynı olan alç çak frekanslı bir akım oluşur. Oluşan elektrik akımı amplifikatör tarafından yükseltilir. Bu sinyaller, osilatörün ürettiği yüksek frekanslı sinyallerle beraber modülatöre gider. Modülatör; ses sinyallerini, osilatörün ürettiği elektromanyetik dalgalara yükleyerek dalgaları modüle eder. Modüle edilen sinyaller antene gönderilmeden önce amplifikatörde güçlendirilir. Anten ise elektromanyetik dalgaları atmosfere yayar.

 

2.Radyo Alıcısı: Havadaki elektromanyetik dalgalar radyo alıcısı tarafından alınabilir. Radyo bu dalgayı demodülasyon işlemine sokarak ses sinyalinin taşıyıcı sinyalden ayrılmasını sağlar.

Antene gelen sinyaller amplifikatörde yükseltildikten sonra detektöre gelir. Detektörün görevi radyo vericisindeki modülatörün yaptığını tersine çevirmektir. Alıcıdaki detektör ise ses sinyallerini radyo dalgalarından ayırır. Yani detektörde ses frekansında elektriksel sinyaller elde edilir. Daha sonra bu sinyaller amplifikatörde yükseltilerek hoparlöre gönderilir. Hoparlör vericideki mikrofonun tam tersi görev yaparak elektrik sinyallerini ses sinyallerine dönüştürür.

Elektromanyetik dalgaların varlığını İngiliz fizikçi H. Hertz 1887’de elektromanyetik dalgaları laboratuarda deneysel olarak elde etmeyi başardı. Hertz ‘in deneylerini yenileyen İtalyan fizikçi G. Marconi, dalgaları ilkin 9m., sonradan 275m. Ve 3 km.lik uzaklıklara iletmeyi başardı.

1901’de de Atlas Okyanusu ötesine ilk telsiz mesajını iletti.

Radyonun gelişmesi açısından bundan sonraki en büyük adım, İngiliz fizikçi J. A. Fleming’in ilk elekrotlu lambayı geliştirmesi oldu. İçinden yalnızca bir yönde elektrik akımı geçebilen diyot, doğrultucu işlevi yaptığından ötürü alıcılarda demodülatör olarak kullanılabiliyordu. İki elektrotlu lambada anot ile katot arasına ızgara biçiminde üçüncü bir elektrota yerleştirerek 1906’da triyot lambayı gerçekleştiren ABD’li mucit Lee De Forest, böylece, radyo verici ve alıcılarında asilatör ve yükselteç olarak kullanılabilen ve bu nedenle önemli bir gelişmeyi simgeleyen buluşu ortaya koymuş oluyordu.

Triyot lambanın titreşim üretici olarak kullanılabileceğini ABD’li mucit Edwin H. Avustralya’ya ilk telsiz mesajı 1918’de ulaştırıldı. Önceleri yalnızca mors kodlu telgraf sinyalleri iletilebilirken, okyanus ötesiyle ilk kez 1915’te konuşma içeren iletişim sağlanabildi.

Müzik ve konuşma içeren kısa erimli ilk radyo yayını ise 24 Aralık 1906’da ABD’li mucit R.A Fessendon tarafından gerçekleştirildi. E.H. Armstrong’un radyonun gelişme çizgisinde önemli bir yeri vardır. Geri besleme ilkesini bulan ve bu ilkeden yararlanarak triyotlu asilatör devresini 1912’de geliştiren Armstrong I. Dünya Savaşı sırasında da süperhederodin alıcını ilkelerini ortaya koydu; Armstrong’un bu alandaki son ve en önemli buluşu ise frekans modülasyonu olmuştur (1993).

Radyo tekniği açısından bundan sonraki önemli adımlar 1948’de transistörün buluşu, baskı devre tekniğinin ve 1960’larda tümleşik devrelerin geliştirilmesi olmuştur.

AMPLİFİKATÖR: Elektriksel işareti veya sinyali güçlendiren aygıt.

BİA: Bağımsız İletişim Ağı.

DESİBEL: Birbirlerinden milyonlarca kez farklı olan ses yüksekliklerini ölçmek için kullanılan ölçü birimi.

GÖRSEL RADYO (VISUAL RADIO): Telefon ekranından radyo yayınıyla ilgili içeriklerin görsel ve yazılı alınması. Nokia ve HP nin cep telefonları için geliştirdikleri FM radyo yayınının cep telefonları üzerinden sunacak olan sistem.

GUGLİELMO MARCONİ: 1895’de ilk telsiz yayınını gerçekleştiren ve radyonun mucidi olarak anılan kişi.

INTERVIEW: Radyo muhabirinin bir konuk, bir uzman ya da bilgi sahibi herhangi biriyle yaptığı söyleşi.

MONO YAYIN: Kaydedilen ya da radyo ile yayımlanan sesleri, ses kaynaklarının mekandaki dağılımı göz önüne alınmadan gönderilen tekdüze ses.

RADYO ALICISI: Radyo dalgalarını almaya yarayan aracı. Yani evimizde radyo dinlerken kullandığımız cihaz.

RDS (RADIO DATA SYSTEM): Radyo Bilgi Sistemi. Radyo istasyonları yayınlarını yapabilmek için FM spektrumu üzerinde belirli bir bant genişliğini kullanmakta ancak çoğu zaman bu istasyonlar bant genişliğini tamamıyle doldurmayarak buradaki kapasitenin boşa harcanmasına neden olmaktadır. RDS bu noktada devreye girerek kullanılmayan bu kapasiteyi kullanabilme olanağı sunuyor.

RÜŞTÜ UZEL: Türkiye’de ilk radyo yayınını yapmıştır.

STEREO: Kaydedilen ya da radyo ile yayımlanan sesleri, ses kaynaklarının mekandaki dağılımına uygun olarak iletme tekniği.

TAŞIYICI: Ses,görüntü veya başka işaretlerin bindirilebileceği veya modüle edilebileceği, böylelikle içerdeki bilgilerin yayımlanabileceği radyo dalgası.

TÜRKİYE’NİN İLK HABER RADYOSU: Radyo Foreks

VOX-POP: Telefonla ya da sokaktaki insanlarla yüzyüze yapılan röportaj tekniği.

WORLD DAB FORUM: Dünyadaki dijital ses yayıncılığını organize eden kuruluş.