Radyonun Geleceği Mars’ta Değil Y Kuşağında!

 

Deneyimli radyo programcısı İlkim Kocamaz, ‘radyonun geleceği Mars’ta değil Y kuşağında’ başlıklı yeni yazısında genç radyocuların radyo sektörüyle nasıl tanışabileceğini belirterek, radyoların yayıncı kadrolarındaki azalışı açıkladı!

 

İşte İlkim Kocamaz’ın Yeni Yazısı!

 

Genç radyocuların en çok problem ettiği konu şu: “Radyo piyasasını neden hep aynı isimler domine ediyor? 10 yıl önce dinlediğim adamlar hala aynı programları yapmaya devam ediyorlar. Peki ben sektöre nasıl gireceğim?”

 

Sorunun cevabı da içinde aslında… Hatta bir örnekle izah edebilirim: Müzik sektörüne bakalım. Tarkan yirmi yıldan fazla zamandır pop müziğimizin zirvesinde… Funda Arar, Deniz Seki, Kenan Doğulu… Ama bugün bir Edis de var hayatımızda, İrem Derici, Simge, Derya Uluğ. Demek ki mevzu kontenjan değil.

 

Size Ait Olan Koltuğu Var Etmek

Cem Yılmaz’ı aylar önce bir konferansta dinlemiştim. Diyordu ki: “Genç bir çocuk gelmiş, ‘ben de komedyen olmak istiyorum ama kapmışsınız köşeleri’ diyor bana. Hayır. Ben geldiğimde kapılacak bir köşe yoktu orada. Ben orada durdum, eşeledim eşeledim orası köşe oldu. Bana gelmiş köşeleri kapmışsınız diyor, oğlum ben önce geldim!” 🙂 Yani “Köşe başlarını tutmuşlar, gitmiyorlar ki bize yer açılsın” diye düşünürseniz, kariyeriniz için sağlıklı bir başlangıç olmayacaktır. Siz kendinize ait olan o koltuğu var etmelisiniz. Sadece konuşarak değil, aynı zamanda dinleyerek…

 

Sevgili eşim Fikret Kocamaz’ın geçen gün konuk olduğu İstanbul Üniversitesi’nin radyosu Radyo İletişim’de verdiği tavsiyelerden biriydi: Kritik dinleme. Bizim jenerasyonun çoğunun yapmadığı bir kendini geliştirme yöntemidir, başkalarının yaptığı işleri eleştirel bir şekilde dinlemek, analiz etmek ve dersler çıkarmak. Bir yandan da kendi programlarıyla ilgili etraftakilerden ara ara fikir almak. Sizler bizden farklı avantajlara ve dezavantajlara sahipsiniz. Cem Yılmaz’ın bahsettiği o “Ben önce geldim” avantajını kullanan ve kendini hiç geliştirmeye gerek duymadan sektörde yıllardır varlık gösteren o kadar yetersiz radyo programcısı var ki! Aynı Türk filmi replikleriyle emekliliğe gün sayanlar, iletişim dersi verip şivesini düzeltmeye gerek görmeyenler, sosyal medyadan “Türkçemiz elden gidiyor” paylaşımları yapıp imla kurallarının canına okuyanlar, internetten bulduğu fıkralardan ilkokul seviyesinde skeç yazmaya kalkanlar, her gün aynı klişe nidalarla dolu jenerik cümlelerle program yaptığına inananlar… Evet, bu adamların hala orada olmasının tek nedeni, sizden önce gelmiş olmaları. Onlar sizin oraya ulaşmanıza engel değil, ancak yardımcı olabilir. Nasıl mı? Asla yapmamanız gerekenleri onlardan öğrenebilirsiniz!

 

Radyo Sektörü Neden Daraldı?

Sizlerin onları, sektöre girişiniz konusunda bir bariyer gibi değerlendirmenizin bir diğer nedeni de aslında  radyo sektörünün yıllar içinde küçülmesi ve tekelleşmesi… Benim başladığım dönemde radyoların yayıncı kadrosu ortalaması 8-9 kişi iken, şu an 3-4. Yarı yarıya bir azalma söz konusu. İşin bir başka boyutu da tekelleşme: Aynı gruba ait birden fazla radyo olması demek, aynı yayıncının iki radyoda yayın yapması, dolayısıyla yayıncı ihtiyacının yarıya düşmesi demek. Küçülme ile birlikte bakıldığında yayıncı payının ne kadar ciddi şekilde azaldığını görmek mümkün. Ne yazık ki, radyonun reklam pastasından aldığı dilim inceldikçe, sektörde bu şekilde bir daralma yaşandı.

 

Y Kuşağı Geliyor!

Tersine değişim mümkün mü? İnovasyon, teknoloji, pazarlama ve içerik desteği ile bence gayet mümkün. Biz, bize dayatılan sınırları o kadar kanıksadık ki, zaman zaman şikayet ederek bu koşullar çerçevesinde yaşamaya alıştık. Yönetim sistemleri, yeni fikir ve uygulamalara kör kaldığı için, yenilikçi girişimler de hep sonuçsuz kaldı. Sürdürülebilirlik yerine tüketilebilirlik anlayışıyla hareket eden, bireysel düşünenler yüzünden bu noktaya geldik. Baksanıza, Elon Musk ve Hawking’in öngörülerine göre dünya bile bitti, Mars’a yerleşmek gerek! Şaka bir yana, radyonun yaşaması için yeni bir gezegen aramayacağız. Y kuşağı yönetimi devraldığında radyo piyasasının bugünü anılardaki yerini alacak ve sadece koltuğunu değil, radyoculuğun geleceğini düşünen, sorgulayan ve tasarlayan, donanımlı yayın profesyonelleri sektörü domine edecek. Doğal seleksiyonun işlemesi için çabalamaya, kendinize ait o yeri almak için eşelemeye başlasanız iyi olur! Çünkü radyo, -siz içinde olsanız da olmasanız da- hep yanı başımızda olacak.