Rahmi Mert Özcan

Müzisyen, eğitmen, radyo program yapımcısı ve müzik direktörü olmak üzere pek çok görevi üstlenen Rahmi Mert Özcan ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik!

 

İşte o röportaj!..

 



Erhan YİĞİTCAN: Öncelikle merhabalar Mert Bey… Nasılsınız? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Mert ÖZCAN: Selam… 🙂 Tüm Müzrad ekibine ve bu platformda etkileşim kuracağımız herkese merhaba. Klasikleşmiş iyiyiz diyelim 🙂 Hayat koşturması, nefes alıp veriyoruz derken genel olarak iyi olduğumu söyleyebilirim. Yaşamaktan keyif almayı seven bir karakterim bu yüzden genelde olumsuzluklardan da farklı olumlu düşünceler çıkardığım oluyor. Bu yüzden iyi hissetmeye çalışmak iyiyim demeye yetiyor.

En zor soru bu olsa gerek. Sanırım herkes için… 🙂 İnsanın kendisinden bahsetmesi, anlatması zor tahmin edersiniz ama sizi iyi tanıdığım için kesin tüm detay soruları hazırlamış olduğunuzu kestirerek burada klasikleşmiş cevap hakkımı kullanabilirim. 🙂

10.04.1988 Ankara doğumluyum. 2011 yılında Başkent Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nden mezun oldum. 2012 – 2013 yıllarında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde Pedagojik Formasyon Eğitimini tamamladım ve 2018 yılında ise Osmangazi Üniversitesi’nde Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Yönetimi Bölümü’nde Master programına başladım. 2009 yılından bu yana Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sözleşmeli Sanatçı, 2012 yılından beri MEB Mavi Çizgi Sanat Evi’nde Eğitmen (Şan, piyano, gitar, işitme) ve Kurum Müdürü, 2015 yılından bu yana da TRT Ankara Radyosu’nda Müzik Direktörü, Program Yapımcısı ve Sunucusu olarak aktif bir şekilde çalışmaktayım. Öte yandan TRT Müzik Dairesi Başkanlığı tarafından her ay yayımlanan “Bir Dünya Müzik Dergisi” içinde Müzik Kutusu köşemde yazdığım yazılarımla birlikte okurlar ile buluşmaktayım.

 

Erhan YİĞİTCAN: Çok yönlü bir kişilikle karşı karşıyayız. Müzisyen, eğitmen, radyo program yapımcısı ve müzik direktörü… Var mı daha saymadığımız? 🙂 Hepsi bi arada zor olmuyor mu sizin için? Günlük ve haftalık planınızı nasıl tasarlıyorsunuz?

Mert ÖZCAN: Anlatırken sayması biraz zor oluyor evet… 🙂 Çok yönlülük var ama bizim meslekte veya mesleğe tutunabilmede en önemli noktalarımızdan bir tanesi kesinlikle bu. Özellikle bu tarz okul ve bölümlerden mezun olmuş kişiler alanlarını genişletebilmek konusunda biraz eksikler. Buradaki detay ise kişinin kendini tanıması. Yapabileceklerini sahada risk alarak deneyimleyip kendisinde görmesi en önemli yapılacak iş. Siz de tahmin edersiniz ki kişilerle yarıştığınız alan özel bir alan ve burada bir şekil farkınızı ortaya koymalısınız. Tabi ki hepsini bir arada idare etmek oldukça zor ama gün içindeki iş değişimlerinin tamamı alanımla ilintili olunca hepsine ayrı bir keyif ile yaklaşabiliyorum. Burada planlamayı doğru yapabilmek en önemlisi. Çünkü haftanın 7 günü yayın yapıp, 30 saat ders anlatıp, 6 günü de sahnede oyun oynayabilmek çok kolay bir iş değil. İşte tam da bu noktada iş kolik olduğumu söylemek doğru bir tabir olabilir. 🙂 Her şeyden önce işimi çok seviyorum. Yaptığım her işi ayrı ayrı değerli görüyorum ve bu disiplinle yaklaşıyorum. Başarıyı ve devamlılığı getiren şey de tam olarak burada başlıyor zaten. Bu fazlasıyla yorucu mu evet ama sonuca baktığımda diyorum ki kendi kendime evet bunu yaptığıma değdi. Bu noktada insanın kendisi ile övünme süreçleri başlıyor, kendinizi daha çok seviyorsunuz falan gibi şeyler yaşıyorsunuz sonucunda güven noktasında kendi dengenizi kurduğunuzda her işin hazzını da tadını da ayrı ayrı hissediyorsunuz.

 

 

Erhan YİĞİTCAN: Müziğe olan ilginiz nereden geliyor? Konservatuvar mezunusunuz aynı zamanda… İyi bir müzik kulağı nasıl oluşur, bununda püf noktalarını alalım…

Mert ÖZCAN: Müziğe olan ilgim küçük yaşlardan beri hep vardı. Daha kreşten başlayan ilkokul ve orta okul yıllarında aktif devam eden bir ilgi. Kendimi sürekli bir yerde şarkı söylerken veya sahnede bir rolü canlandırırken hatırlıyorum. Sosyal hayatı yoğun yaşayan bir çocuktum. Lise yıllarında kasetlerin yerini daha yeni CD’ler almışken bir sürü arşivler hazırlayıp tüm harçlıklarımı albümlere yatırıyordum. Hiç unutmam ABD’de çıkan bir albümün elime geçeceği günü iple çekerdim. Sanat, müzik ve bunlara ilgi duymak bambaşka bir gerçeklik. İçine girdikçe daha da meraka sürüklüyor seni ve sonra daha da daha da istiyorsun. Zamanla bilgilendikçe, kültürlendikçe ve profesyonel olarak eğitildikçe de iyiyi kötüyü ayırmak daha da bir mümkün oluyor tabi. Şanslıyım ki bu aşamaları yaşadım ama sadece bu yetmez çok dinlemek, çok ayıklamak ve eleştiriyle kendi beğenin arasındaki farkı da anlaman gerek. Bunları yapabilmek için başlangıçtan itibaren zaten iyi bir müzik kulağınız olması gerekir ama yukarıda saydığım sonraki aşamalar bu kulağı iyice geliştirir.

 

Erhan YİĞİTCAN: Mavi Çizgi Sanat Evi’nde hem eğitmen, hem de kurum müdürlüğü görevini yürütüyorsunuz. Hangi konularda eğitim veriyorsunuz? Öğrencileriniz sizden nasıl bahsediyor, bir lakabınız var mı? 🙂

Mert ÖZCAN: Butik bir sanat evi. Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde 9 yıldır hizmet veren bir müzik okulu. Yasemin Gül ve Ömer Gül’ün kuruculuğunda Ankara’ya değer katan bir okul. Ankara’nın en iyilerinden de diyebiliriz. Hem yurt içi yurt dışı müzik okullarına öğrenci hazırlamada profesyonel bir yaklaşım sunan okulumuz aynı zamanda kişisel gelişim ve hobi amaçlı da 7’den 77’ye herkese hizmet ediyor. Tüm hocalarımızın müzik okullarından mezun olduğu okulumuzda yıllardır değişmeyen kadrosu ve devamlılık esasıyla kendimize de kurumumuza da değer katmaya devam ediyoruz. Ben yurt içi & yurt dışı müzik okullarına hazırlık, piyano, işitme, şan ve gitar dersleri veriyorum. Öğrencilerimiz hepsiyle arkadaş gibiyizdir ama disiplin çizgimizi de biliriz. Benim dersimde kırılmaca gücenmece olmaz.

Tepkilerimiz iyi kötü öğrencilerimizin daha iyi olması içindir. Öğrencilerim de bu ayırımı yapabiliyor tüm bunların sonucu da başarıyı getiriyor. Mesela son 2 yılda sınava giren 36 öğrencimin hepsi başarılı oldu. Bunun tesadüf olduğunu söyleyemeyiz mesela 🙂 Lakap konusuna gelince bu bir eksiklik mi bilmiyorum ama hiç duymadım. Öğrenci milleti bu belli olmaz ama olmadığını düşünüyorum. 🙂

 

Erhan YİĞİTCAN: TRT radyolarındaki pek çok programda imzanız olduğu aşikâr… Yayın ve yapımda görev aldığınız programlar hangileri (sona eren ve devam eden)?

Mert ÖZCAN: Şu şekilde sıralayabilirim;

TRT FM ENERJİ Programı – YAPIMCI (Devam Ediyor)
TRT FM AKUSTİK Programı – YAPIMCI (Devam Ediyor)
FREKANS Programı – YAPIM YRD (Devam Ediyor)
MÜZİK KUTUSU Programı – YAPIMCI ve SUNUCU (Bitti)
TAM BU SAAT Programı – YAPIM YRD. (Bitti)

 

 

Erhan YİĞİTCAN: Hafta sonları yayınlanan “Akustik” ve “Enerji” programlarıyla da genç kitleyi yakalıyorsunuz. Tuğberk Evren ile nasıl bir program hazırlıyorsunuz? Yapım kısmına odaklanalım biraz da…

Mert ÖZCAN: TRT FM Enerji için tam günümüzün programlarından biri diyebiliriz. Sloganımız Kesintisiz Müzik Kaynağı… İçerik olarak bakacak olursak bir sunucu ve konuşma olmaksızın Türkçe pop müziğinin geçmiş ve güncel en seçkin örneklerini birbirine uyumlu sound ve temposu yüksek ritim vurgusuyla aranje ederek dinleyiciye kesintisiz müzik sunmak. Tam anlamıyla bir DJ şov diyebiliriz. Özel setler ve listelerle cumartesi 22-24 arası dinleyenleri TRT FM’e bekliyoruz. 🙂

TRT FM Akustik programı ile de dinleyenleri cumartesi günkü disiplinle Pazartesi gününe hazırlıyoruz diyebiliriz. İçerik olarak yine bir sunucu ve konuşma olmaksızın Türkçe pop müziğinin geçmiş ve güncel en seçkin örneklerini birbirine uyumlu sound ve orta-ağır (akustik, slow, Chill Out, Deep House) tempoyla aranje ederek dinleyiciye kesintisiz müzik sunmak. Farklı yorumları dinleyici ile buluşturup özenle yayına hazırlıyoruz. Burada ki sloganımız ise İyi Müzik. Özel setler ve listelerle Pazar 22-24 arası dinleyenleri TRT FM’e bekliyoruz 🙂

Her iki programda birbirinden özel. Dinleyenlerle buluştuğumuzda bu farkı eminiz hemen hissedecekler.

 

Erhan YİĞİTCAN: Acar Acartürk’ün sunduğu “Frekans” programıyla da hafta içi her gün yapım kısmında görev alıyorsunuz. Yayın sırasında ne gibi işleri üstleniyorsunuz? Dış yayınlarla ne gibi tecrübeler elde ettiniz?

Mert ÖZCAN: Bu programın tüm müzik listeleri, jenerik müzikleri, geçiş soundları, fon müzikleri bana ait. Aynı zamanda yayın içi kurgu, tanıtımlar vb. şeyler de hazırlayarak yayını hareketlendiriyorum. Bunun için teknolojiye hakim olmak tabi çok çok önemli. Programları iyi kullanmalısınız. Zamana karşı bir yarış ve dinleyiciyi her an şovun içinde bulabileceği içerikler üretip yayına hazırlayabilmek en önemli iş. Gelelim dış yayınlara. Her bir yayın ayrı bir tecrübe. Özellikle dış yayınların iki ayağı var. Bir tanesi üniversite öğrencilerine TRT kültürünü ve yayıncılık deneyimlerini anlatan, aktaran akademik bir proje olan üniversite yayınları diğer bir tanesi ise özel günlerde görevli olduğumuz şehir yayınları. Her şeyden önce bu yayınlar sayesinde bir sürü insan tanıyıp karşı bakış açıları geliştiriyorsunuz. Her şehrin farklı bir kültürü olduğu gibi farklı bir enerjisi var ve o sinerjide buluşup unutulmaz yayınlara imza atıyorsunuz. Heyecanlı, yayıncıyı tazeleyen bir o kadar yorucu ama muhteşem bir ekip işi. Her anından pek çok şey öğrenebileceğimiz dış yayınlar işimizin en güzel parçalarından bir tanesi.

 

Erhan YİĞİTCAN: TRT’nin her ay yayınladığı “Bir Dünya Müzik” dergisinde de yazılarınız yer alıyor. “Müzik Kutusu” köşenizde nelerden bahsediyorsunuz?

Mert ÖZCAN: Röportajın ilk sorularına da cevap olarak vermiştim. Müziği tamamen hisseden ve yaşayan bir insanım. Dolayısıyla her bir şarkıya, şarkıcıya, esere vb. bakış açım da pek çok duygudan geçiyor.

İnsanlara bildiklerinin dışında belki de ilk kez duyabilecekleri şeyleri paylaşmak bambaşka bir haz veriyor bana. O bilgileri kendimce ilk kez yakalayıp yorumlamaya başladığım andan itibaren bu kez de paylaşabilme hazzına kapılıyorum. İşte bu tamamen yaşamak hissetmek oluyor. 3 yıl boyunca yapmış olduğum “Müzik Kutusu” programı da bu formattaydı ve bunu daha sonra yazınsal olarak Bir Dünya Müzik Dergisi’nde köşe olarak okuyuculara taşıdım. Dinleyenlerle hem radyoda hem de satırlarda buluşmuş olduk. Öyle bir köşe ki bu Müzik Kutusu içinden her şey çıkabilir. Sloganım “Kutuda biriktirdiğim Tüm Şarkılar“ Gerçekten de öyle! Her şey çıkabiliyor kutunun içinden… Bir bakmışsınız California Hoteli’ne uğramışsınız, bir bakmışsınız Tunus’a Enver İbrahim’e selam yollamışsınız.

Yetmemiş aklınıza Savaş Tanrıları düşmüş, o da yetmemiş şarkıları konuşturup kendi hikayenizi yaratmışsınız. Kutuda kısacası her şey var. Açabilmesini bilene diyelim 🙂 Bu arada kutudaki tüm yazılara web sitemden ulaşabilirsiniz.

 

Erhan YİĞİTCAN: Biraz da farklı konulara yönelelim. Gelecek için ne gibi planlarınız var? “Eve gidince uyuyacağım” şeklinde kısa vadeli planlar mı yaparsınız yoksa “yeni bir üniversite daha okuyacağım” şeklinde uzun vadeli planlar mı yaparsınız genelde? 🙂

Mert ÖZCAN: Her insan gibi bizim de hayallerimiz var tabi ki. Kimisi kısa vadede kimisi uzun 🙂 Şaka bir yana ana çok inan bir insanım. O yüzden bir şey yokken bile ortada bir şeye hemen karar verdiğim çok olur. Bu kimisi için sürpriz olur benim içinse alışıldıktır. Tabi hayat ilerledikçe sorumluluklar biraz ritmi bozuyor ya da düşürüyor diyebiliriz. 🙂 Kısaca sorunun özetini An’ı yaşamak ve An’da kalmak olarak özetleyebilirim. Geleceğe dair anlık kararlar aldığım olur onun için çalışır çabalarım bazense sadece anı yaşarım o anı kaçırmam. Pişmanlık veya uktelere yer vermemeye çalışıyorum hayatımda…

 

Erhan YİĞİTCAN: Hadi birde tatil konuşalım. Severek beğendiğiniz bir tatil rotası var mı? Emekli olunca Ege’ye yerleşmeyi düşünüyor musunuz?

Mert ÖZCAN: En sevdiğim tatil beldesi Marmaris ve koyları diyebilirim. Armella Koyu, Çiftlik Koyu. Akbük Koyu… Muhteşem! Daha pek çok yer sayılabilir. Marmaris ve Kaş en sevdiğim 2 rota ama yaşar mıyım emin değilim. Doğduğumdan beri büyük şehirde yaşamış biri olarak sanırım uzun soluklu Ankara’dan sonra İzmir’i seçerdim. Her sene gittiğim ve çok sevdiğim bir şehir. Ankara’nın bürokratik stresinden uzak insanları daha rahat. Ama ilerisi için bir yazlık tercihim olacaksa Marmaris güzel bir tercih olabilir. Ne güzel olur 🙂

 

Erhan YİĞİTCAN: Keyifli bir sohbet oldu, teşekkür ederiz. Son olarak platformumuz Müzrad ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Mert ÖZCAN: Ben de teşekkür ediyorum. Oldukça içten, samimi ve sıcak bir ortam ve güzel bir röportaj oldu. Müzrad yıllandıkça kendini daha da geliştiren, ilerleyen ve yenileyen bir müzik platformu. Pek çok haberi de ilk kez sizin aracılığınız ile öğreniyoruz. Gelecekte çok daha iyi işler yapılacağından hiç şüphem yok. Başarılarınız daim olsun yolunuz açık olsun.

 


Rahmi Mert Özcan hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayın ► https://mertozcan.com.tr


Etiketler: ,,,,