Tolga Kantarcı

Metro FM, Radyo Kantin’in başarılı radyo programcısı ve seslendirmen Tolga Kantarcı ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

 

İşte O Röportaj !..

 



Erhan YİĞİTCAN: Tolga Bey öncelikle merhabalar… Nasılsınız? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Tolga KANTARCI: Merhabalar, nasılım inan ben bile kendime soramıyorum son günlerde, iyi oldu sorduğun 🙂

Açıkçası çok yoğun bir dönem. Özellikle gün geçtikçe büyümekte olan platformumuz Karnaval’ın yepyeni radyolarının prodüksiyonları, seslendirmeler ve yayınlar yorucu olsa da bir o kadar başarılı işlerde bir payım olması mutluluk veriyor. Yorgunlukları da bu şekilde tatlıya bağlıyoruz 🙂 Kendimle ilgili kısma gelirsek günlük yaşamında pozitif olmaya önem veren, işine aşık, yeni yerler gezmek ve keşfetmeyi seven biriyim.

 

Erhan YİĞİTCAN: Radyo sektörü ile tanışmanız nasıl oldu? Bir ilgi sonucu mu başladınız?

Tolga KANTARCI: Aslında üniversitede radyo ve televizyon programcılığı okurken içerik olarak bize hep televizyonla alakalı bilgiler verdiler. Açıkçası hayalimizde canlanan sektör hep televizyon oldu, radyo ile ilgili pek bir düşüncem olduğunu söyleyemem. İyi bir dinleyiciydim o dönemde orası ayrı. Sektörle tanışma hikayesi tamamen kader diyelim, radyocuların üniversiteye panele gelmesiyle bir anda tüm yol haritam değişti özellikle Doğan Öncel ve o günden sonra irtibatta kalarak önce ziyarete, sonra konuk olarak programa, ardından bununla da yetinmeyerek üniversite stajına giderek kendimi sektörün içinde buldum. Kısa zaman içerisinde de zamanında her gün ya da gece radyoda dinlediğim insanlarla aynı radyoda program yapmaya başladım. Şimdiyse katıldığım panellerde bu hikayeyi anlatıyorum ne kadar ilginç dimi 🙂 Bir soru da ben sorayım kendime pişman mıyım ? Aslaaa… 🙂

 

muzrad_tolga-kantarci2

 

Erhan YİĞİTCAN: Günümüzde genç neslin radyo sektöründen uzaklaştığı ifade ediliyor. Bu konuya katılıyor musunuz? Sizce genç nesil neden bu sektörden uzaklaşıyor?

Tolga KANTARCI: Hem katılıyorum, Hem de katılmıyorum. Bu iş biraz şansın varsa eğer doğru insanlarla çalışmakla alakalı.

Tabiki maddi beklentilerinizde, verebildiklerinizle doğru orantılı olmalı.

Maalesef işi öğrenmek için, mesleğe duyduğu heyecan için hevesle gelen genç arkadaşlara işi öğretmek yerine çay, çorba siparişi veren insanlar da var sektörde. Ben şanslıyım çünkü başladığım ilk günden bu yana prodüksiyon anlamında, yayıncılık anlamında, yöneticilik anlamında işini doğru bilen, yapan ve yöneten insanlarla çalıştım ve hepsinden ne öğrenebilirsem kar diye baktım. Son söylediğim nokta da çok önemli. Başta bahsettiğim kendisine hizmet bekleyen insanlarla dolu da değil her yer mutlaka size bilgi birikimini aktarmak isteyende bir o kadar meslektaşımız var, mühim olan sizin de bunu öğrenmek ve her geçen gün üzerine koymak için çaba harcamanız. Özetle gerçekten bir hedefiniz varsa ve başaracağınıza inanıyorsanız uzaklaşmak bir yana sektör sizi istemeseniz bile içine çekiyor zaten.

 

Erhan YİĞİTCAN: Geçtiğimiz günlerde Metro FM’de de program yapmaya başladınız. Bir ulusal radyoda program yapmak nasıl bir duygu? Yayın esnasında heyecanlandığınız oldu mu mesela?

Tolga KANTARCI: Daha önce de ulusal radyoda program yapmışlığım var 🙂 Ama Metro FM gibi Türkiye’nin en çok dinlenen yabancı müzik radyosunda yayın yapmak ayrı bir gurur. Yıllardır yayın yaptığım için tabi ki ellerim titreyerek yayına çıkmıyorum ama ilk defa yayına başladığınız her radyo da ilk bir kaç anonsta mutlaka içiniz kıpır kıpır olur 🙂

 

muzrad_tolga-kantarci3

 

Erhan YİĞİTCAN: Biraz da diğer çalışmalarınızdan bahsedelim. Reklam seslendirmenliği çalışmalarınız nasıl başladı? Seslendirmenliğin radyoyla nasıl bir ilişkisi var? Prodüksiyon yapmayı ilk olarak nerden öğrendiniz?

Tolga KANTARCI: Reklam seslendirme aslında radyo promolarını seslendirmeyle başladı. Zaten ilk olarak prodüksiyonla adım attığım için sektöre, prodüksiyonlarda kendi sesini kullanabilmenin bir artı olduğunu düşünerek başladım. Seslendirmenin radyoyla ilişkisi için et ve tırnak ikilisini örnek gösterebiliriz 🙂 Nasıl onlar birbirinden ayrılamazsa seslendirme olmayan bir radyoda düşünülemez. Onu zaten yapmışlar ama adı radyo değil mp3 player 🙂

Seslendirme verdiğiniz duyguyla; jingle üzerindeyse radyonun karakterini yansıtır, konser promosu ise coşkuyu yaşatır, reklamsa pazarlamaya yardımcı olur. Dikkat ettiysen hepsinde ayrı bi duygudan bahsediyorum. Görsellik olmadığı için bir radyoda bu duyguları geçirebilmek, hissettirebilmek zaten önemli olan. Seslendirmenin büyüsü de burada.

Nerden öğrendiğim değil, kimden öğrendiğim önemli. O dönemdeki prodüksiyon müdürlerim iki önemli ses Ozan Konak ve Cenk Elgin az öncede bahsettiğim doğru insanlardan ikisi 🙂 Onlar beni teşvik etti, destekledi. Arkanızda bu desteği hissetmek önemli gerçekten ve altından kalktığımı da düşünüyorum 🙂

 

Erhan YİĞİTCAN: Bir radyo patronu olsaydınız çalışanlarınızı nasıl yönetirdiniz? Radyonuzu zirveye taşımak için ne gibi çalışmalar yapardınız?

Tolga KANTARCI: Fantastik bir soru 🙂 Gerçekte bunlar çok maliyetli ve ciddi yatırım gerektiren işler imkansız mı dersen imkansıza da inanmam 🙂 ama madem hayali bir patronum. Öncelikle çalışan profillerinden başlayabiliriz. Bu işi gerçekten seven, heyecanı kaybolmamış, başarıya aç ve kendine inanan kişiler öncelikli tercihim olurdu. Sanırım her yeni fikre açık ve yeni yetenekleri keşfetmek üzerine kurulu bir yapı olurdu. Fikirlerini çekinmeden konuşabilecekleri bir ortamda, otorite çizgisinin dengesini minimum seviyede tutmak için çabalardım. Zirveye taşımak için bana göre ihtiyaç olan en önemli 3 kural.

1 – Radyonuzun karakterini yansıtan doğru prodüksiyonlar

2 – Doğru Müzik seçimi

3 – Samimi ve doğru programcı seçimi

Bu üçlemeyi doğru parçalar ile birleştirirseniz, başarı bugün hemen gelmese bile yarın gelecektir 🙂

 

muzrad_tolga-kantarci4

 

Erhan YİĞİTCAN: Peki bir hedefiniz ya da gerçekleştirmek istediğiniz bir düşünceniz var mı?

Tolga KANTARCI: Tabi ki var. Kariyerim boyunca hep bir hedefe odaklanarak ilerledim. Zaten üzerine bir şey koyamadığınız taktirde bir heyecanınız da kalmaz. Öncelikle DJ ve sunucu olarak daha aktif bir takvim yaratarak insanlarla daha iç içe olmak, sonrasında yakın zaman içerisinde olmasa bile zamanı geldiğinde bir televizyon projesinde yer alma fikri söz konusu. Tabi bu tarz şeylerde biraz titizim olsun diye yapmakta bana göre değil önce kendim inanmam gerek.

 

Erhan YİĞİTCAN: Günlük hayatınızda genellikle neler yaparsınız? Ekstra yaptığınız başka işler var mı?

Tolga KANTARCI: Günlük hayatımda son dönemde bir hayli dolu olduğumdan iş dışında fazla bir şey yaptığım söylenemez ama haftanın 3 günü düzenli spor yaparım, güneşli havalarda gezmeyi, arkadaşlarımla sohbet ortamı kurmayı, boğaz havası almayı severim, soğuk havalardaysa konsolda futbol oyunu oynamayı seviyorum ama dişli bir rakip şart 🙂

Ekstra iş olarak elbette profesyonel seslendirme sanatçısı olarak reklam seslendirmeleri oluyor. Bunun dışında dönem dönem televizyonda da, magazin programı ve ya sabah kuşağı programlarında da seslendirmeler yapabiliyorum. Özel organizasyonlarda DJ ve sunucu olarak yer alabiliyorum.

 

Erhan YİĞİTCAN: Röportaj için teşekkür ederiz… Son olarak sitemiz Müzrad ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Tolga KANTARCI: Ben teşekkür ederim size ve Müzrad ekibine. Zaman ayırıp hakkımızda merak edilenleri sizin vasıtanızla paylaşma şansını verdiğiniz için.

Genç bir oluşum ama gayet başarılı bir platform Müzrad, takipte olucaz.


Etiketler: ,,,,,,