Umut Kuzkaya

Baba Radyo’nun başarılı ve deneyimli programcısı Umut Kuzkaya ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik, yaptığı düet çalışmaları üzerine konuştuk.

 

İşte O Röportaj!..

 



Erhan YİĞİTCAN: Umut Bey öncelikle merhabalar… Nasılsınız? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Umut KUZKAYA: Merhaba, çok şükür keyfimiz yerinde.  1982 Giresun/Çamoluk doğumluyum.

İstanbul’da başladığım meslek hayatıma ‘’Baba Radyo’’da 2,5 Yıldır devam etmekteyim.

Pazartesi’den Cuma’ya 17.00-20.00 arası yayındayım.  Hamdolsun mutlu bir evliliğim var, Allah nasıp ederse 5 ay sonra da baba oluyorum.

 

Gökçe ÖZCAN: Radyo sektörüne bir ilgi sonucu mu başladınız? Sektöre ilk başladığınızda çevrenizden ne gibi yorumlar aldınız? Bu serüveni bize anlatabilir misiniz?

Umut KUZKAYA: Radyo yayıncılığına açıkçası can sıkıntısından başladım. Radyo dinlerken ilgimi çekti ve hobi olarak yapmaya başladım. Eğlenceli geliyordu bana.

Radyoda sesimi duyan ve beni tanıyan herkes çok şaşırmıştı ve uzun süre inanmamıştı. Ne ben nede beni tanıyan insanlar bu kadar uzun süre yapacağımı ve geçimimi radyo yayıncılığından sağlayacağımı hayal bile edemezdik, çok çabuk sıkılan bir yapım olduğu için.

 

Erhan YİĞİTCAN: Baba Radyo’ya kadar geçen 12 yıllık serüveni bizimle paylaşır mısınız?

Umut KUZKAYA: 90.6 Radyo 2000 O zamanlar 87.5 frekansından 3kw ile yayın yapıyordu Esenler ve çevre ilçelere. Sağolsunlar üzerimde Emekleri büyüktür İlhan Çalcı ve Selda Çalcı’nın. Gün geldi Çamlıca’da vericilerle uğraştık,broşür dağıttık,taksi ve minübüslere sticker yapıştırdık,reklam ve sponsor görüşmeleri yaptık,yayınlarımızı da sürdürdük tabiki v.s v.s.. Radyo’da yapıla bilecek ne varsa hepsini yaptık. Benim için iyi bir başlangıç oldu. Star Artı, Medya FM, Radyo Ekin, Müjde FM, Radyo Mastika gibi birçok radyoda çalıştım.

 

Gökçe ÖZCAN: Bir Radyo Programcısı gözüyle radyo nedir? Radyoyu sadece müzik kutusu olarak değerlendirmek doğru bir düşünce midir?

Umut KUZKAYA: Kimine göre ticarethane, kimine göre ekmek kapısı, kimine göre müzik kutusu. Benim içinse çok daha öte bir anlam taşıyor radyo. Bir yaşam biçimi denebilir. Hiç görmediğin insanla köprüler kurabildiğin, onların hayatlarına ve duygularına dokunabildiğin hatta iddialı konuşayım yalnızlığını bile paylaşabildiğin yegâne iletişim aracı. Arada ne büyük prodüksüyonlu malzemeler ne dekorlar ne de başka bir kadro var. Sadece mikrofon başındaki yayıncı ve dinleyici… Bu kadar sade ama bir o kadar da sihirli…

 

Erhan YİĞİTCAN: Yılların radyo programcısı olarak bu mesleğe heveslenen, yeni başlayanlar için önerileriniz nelerdir?

Umut KUZKAYA: Beni tanıyan her meslektaşlarım bilirki daha genç kardeşlerimize her anlamda yardımcı olmaya çalışırım. Önerim, sabırlı olsunlar, vazgeçmesinler, hırslarını ve egolarını kontrol altında tutsunlar ve her zaman alçak gönüllü olsunlar. Allah’ın izni ile başarı mutlak gelecektir.

 

Gökçe ÖZCAN: Sunuculuğu radyo dışına taşıdığınız alanlar oldu mu festival, clup, kısaca etkinlik gibi…

Umut KUZKAYA: Sunuculuğu çok başarılı şekilde yapan arkadaşlarım var, onları izlemek daha keyifli geliyor bana. Kıramayacağım, çok yakın arkadaşlarımın organizasyonlarında zaman zaman yapıyorum. 1,5 yıl kadar İstanbul’un çeşitli mekanlarında şiir programları yaptım. Sonra çeşitli sebeplerden dolayı bıraktım.

 

Erhan YİĞİTCAN: Müzik dünyasını ne sıklıkla takip ediyorsunuz? Hangi sanatçıları dinlemeyi seviyorsunuz?

Umut KUZKAYA: Yakından takip ediyorum, etmek zorundayım. Özgecan Aslan olayından sonra nefret ettiğim malum kişi hariç herşeyi dinlerim. Bak herkesi demiyorum, her şeyi. Rüzgarın sesini,kuşları,böcekleri bile..

 

Gökçe ÖZCAN: Peki, geçtiğimiz aylarda Cansever ile single çalışmalarınız olmuştu, önümüzdeki günlerde yeni bir single veya albüm geliyor mu? Bize bu çalışmalarınızdan da bahseder misiniz?

Umut KUZKAYA: Cansever ile yaptığımız Baba şiirimiz Meslektaşlarımın desteği ile çok ses getirdi. Hala sık sık duyuyorum, sağ olsun isteyenler de, paylaşanlar da. Serkan Kaya ile bir çalışmamız var. Söz-Müzik Ümit Aksoy’a ait, Mustafa Arapoğlu imzalı güzel bir single yolda inşallah 🙂

 

muzrad_umut-kuzkaya2

 

Erhan YİĞİTCAN: Şu aralar bir yayıncının vazgeçilmezi sosyal medya… Sosyal medyayı ne sıklıkla takip edersiniz? Yayınlarınıza da sosyal medyayı dahil ediyor musunuz?

Umut KUZKAYA: Yayınlarımda Bu güne kadar şahsi sosyal medya hesaplarımı hiç vermedim. Şahsi hesabımdır, yayınlarımda kullanmak istemiyorum, kullanan arkadaşlarıma da saygı duyuyorum.

 

Gökçe ÖZCAN: Bize gününüzün 24 saatini anlatır mısınız nasıl geçiyor gün sizin için? Şiirleri de seviyorsunuz single çalışmanızdan anlaşılan, yazdığınız oluyor mu boş zamanlarda?

Umut KUZKAYA: Ortalama 12 saati Radyo’da çalışarak, 10 Saat Ailemle, 2 saat yolda. Standart 🙂

Şiir ya da şarkı sözü yazmak her babayiğitin harcı değildir. Ben yorumlamayı seviyorum kendimce. Yazmak çok farklı bir şey, yüzlerce denemem oldu sadece birkaç tanesini beğenebildim.

 

Erhan YİĞİTCAN: Peki, bir hedefiniz ya da gerçekleştirmek istediğiniz bir düşünceniz var mı?

Umut KUZKAYA: Herkesin düşüncesi farklıdır, bize de saygı duymak düşer. Hedef yanında hırsları getirir,hırslar seni kontrol ederse kötülük getirir. Sen işini hakkı ile yap, bir gören mutlaka olur, kimse görmezse Allah görür. Mekânı Cennet olsun bir Müslüm Gürses’in yorumladığı Ali Tekintüre şarkısından örnek vereyim. ‘’Kul kaderini yaşar, bahtına ne çıkarsa’’

 

Erhan YİĞİTCAN, Gökçe ÖZCAN: Röportaj için teşekkür ederiz… Son olarak yeni sitemiz Müzrad ile ilgili olarak neler söylemek istersiniz?

Umut KUZKAYA: Diğer meslektaşlarım gibi bende keyifle takip ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum.

 

muzrad_umut-kuzkaya3


Etiketler: ,,,,,,